Büyük Bütçeler, Boş İçerikler: Türk Gastronomisi Neden Dünyada Hak Ettiği Yerde Değil?
Türkiye’de büyük bütçelerle gastronomi festivalleri düzenleniyor, tanıtım organizasyonları yapılıyor. Ancak Türk yemekleri hâlâ dünya restoranlarının menülerinde yeterince yer bulamıyor. Çünkü sorun bütçe eksikliği değil; içerik, liyakat, hedef ve vizyon eksikliğidir.
Ülkemizde gastronomi ve turizm alanındaki gerileme her geçen gün daha fazla hissediliyor.
Burada sözünü ettiğim gerileme yalnızca turist sayısıyla ölçülemez. Asıl mesele; Türk mutfağının dünyadaki temsil gücü, yemeklerimizin uluslararası menülerdeki yeri, gastronomik ürünlerimizin ihracatı ve Türkiye’nin mutfak kültürüyle oluşturabildiği küresel etkidir.
Gelin, dünya gastronomi arenasına birlikte bakalım.
Türkiye’de büyük bir vizyonla önemli bütçeler ayrılıyor; gastronomi festivalleri, tanıtım günleri ve çeşitli organizasyonlar düzenleniyor. Bunların her biri doğru planlandığında Türk gastronomisi ve turizmi adına son derece değerlidir.
Ancak artık şu soruyu açıkça sormamız gerekiyor:
Bu festivaller gerçekten Türk gastronomisini dünyaya tanıtmak için mi yapılıyor, yoksa belirli kişilerin birbirini ağırladığı, fotoğraf çektirdiği ve kendisini tanıttığı organizasyonlara mı dönüşüyor?
DÜNYA MUTFAKLARI BİZİM MENÜLERİMİZDE, TÜRK MUTFAĞI NEREDE?
Türkiye’deki birçok restoranın menüsünde İtalyan, Fransız, Meksika, Amerikan ve Uzak Doğu mutfaklarına ait yemekler bulunuyor.
Pizza, makarna, risotto, taco, burger, sushi ve Fransız sosları menülerimizi süslüyor.
Peki İtalya, Fransa, İspanya, Japonya, Tayland, İngiltere veya Amerika’daki restoranların menülerinde Türk mutfağına ait kaç yemek bulunuyor?
Dünyanın seçkin otellerinde kaç Türk yemeği servis ediliyor?
Kaç uluslararası restoranın menüsünde herise, tutmaç, senbuse, keşkek, tarhana, mantı, büryan, kömeç, yahni, pilav veya Türk mutfağının tarihî içecekleri yer alıyor?
Dünya mutfaklarını kendi sofralarımıza taşımayı başardık. Fakat binlerce yıllık Türk mutfak medeniyetini aynı güçle dünya sofralarına taşıyamadık.
İşte üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele budur.
DÜNYA GASTRONOMİYİ NASIL TANITIYOR?
İtalya, mutfağını yalnızca ülkesindeki festivallerde tanıtmıyor. Büyükelçilikleri, konsoloslukları, kültür enstitüleri, turizm kuruluşları ve ticaret ofisleriyle birlikte hareket ediyor. İtalyan mutfağını kültür, turizm, ihracat ve ülke markasıyla bir bütün olarak dünyaya sunuyor.
Japonya yalnızca sushi tanıtmıyor. Yabancı şeflere Japon mutfağının tekniğini, ürününü, mevsimselliğini ve felsefesini öğretiyor. Eğitimler ve yarışmalar düzenliyor; Japon ürünlerini kullanan yurt dışındaki restoranları destekliyor.
Tayland, “Thai SELECT” sistemiyle Tayland restoranlarını özgün lezzet, ürün kalitesi, hijyen, atmosfer ve hizmet kriterleri üzerinden değerlendiriyor. Kendi mutfağının adını kullanmakla yetinmiyor; o mutfağın hangi kaliteyle temsil edildiğini de denetliyor.
İspanya ise gastronomiyi yalnızca ünlü şefler üzerinden anlatmıyor. Yerel üreticiyi, kırsal bölgeleri, şarap rotalarını, tarımı, tarihi ve kültürel mirası turizm deneyimine dönüştürüyor.
Bu ülkeler gastronomiyi yalnızca bir tabak yemek olarak görmüyor. Kültür, eğitim, tarım, turizm, ticaret ve uluslararası tanıtımın ortak gücü olarak değerlendiriyor.
Çünkü gastronomi tanıtımı yalnızca yemek tattırmak değildir.
Gastronomi tanıtımı; kültürel mirası ekonomik değere, turizm hareketine ve kalıcı uluslararası ilişkilere........
