Sosyal konut yapmayı yeniden öğrenirken Tozkoparan’ı hatırlamak
Türkiye bugünlerde İstanbul'da yeni bir modeli tartışıyor: kiralık sosyal konut.
TOKİ'nin 14 Eylül 2026'da başlattığı programın ilk etabında 1.071 konut üç yıllığına tahsis edilecek. Projenin toplam hedefi 15 bin kiralık konut. İlk 12 ay artış yapılmayacak; sonrasında bedeller TÜFE üzerinden güncellenecek. Bu, özellikle İstanbul'da konutun yalnızca bir mülkiyet değil, giderek ağırlaşan bir yaşam maliyeti sorununa dönüştüğü düşünüldüğünde önemli bir kamu politikası denemesi diyebiliriz.
Fakat Türkiye sosyal konutu yeni keşfetmiyor. Biraz geçmişe gidelim…
İstanbul'un ortasında bugün dönüp yeniden incelenmesi gereken çok önemli bir tecrübemiz var:
Tozkoparan bize ne anlatıyordu?
Bugün Güngören sınırlarında kalan Tozkoparan'ın hikâyesi 1960'lara uzanıyor.
1966 tarihli Gecekondu Kanunu sonrasında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından geliştirilen bölge, İstanbul'un ilk gecekondu önleme bölgelerinden biri, akademik çalışmalarda ise bu modelin ilk örneği olarak gösteriliyor. Yaklaşık 6 bin konut planlanmış, 1977'ye gelindiğinde 2 bin 914 konut tamamlanmıştı. Konutların yanında çarşı ve eğitim alanlarının düşünülmesi de burayı yalnızca bir apartman topluluğu olmaktan çıkarıyordu.
Dönemin sade blokları, geniş boşlukları ve kolektif yaşam anlayışı bugün bakıldığında Doğu Avrupa ve Sovyet dönemi toplu konutlarını hatırlatabilir. Ancak burada önemli bir tarihsel not düşmek gerekiyor: ulaşabildiğimi güvenilir mimarlık kaynaklarında Tozkoparan'ın mimarı belirtilmiyor; mimarı 'bilinmiyor' olarak kayıtlı. Dolayısıyla yapıları belirli bir mimara veya doğrudan Sovyet mimarlık ekolüne bağlamak doğru olmaz.
Güngören’de yerel bir mevkute (gazete) yayınlıyordum. İlçenin tek gazetesi. Adı: Güngören Gazetesi. Yıl: 2004-2009. Tozkoparan ile o dönemde tanıştım. Ortası boş büyük binalar, küçücük evler ama harika bir sosyal ortam. Büyük bir aileydi sanki. Herkes herkesi tanıyor. Çok sevdiğim geçen yıl kaybettiğimiz, mahallenin güzel kalpli abisi Gazeteci, Yazar ve Şair Ümit Karaman’ın mahallesi, zaten mahalle denilen şey işte tam da burasıydı.
Konutlar küçüktü. Dönemin kaynaklarında 45-65 metrekare arasında değişen dairelerden söz ediliyor. İlk teslimlerde çevre düzenlemeleri dahi tamamlanmamıştı. Fakat yıllar içinde insanlar bahçeleri, ağaçları ve ortak alanlarıyla kendi mahallelerini oluşturdular.
İşte sosyal konutun asıl meselesi burada başlıyor.
'Sosyal konut yalnızca ucuz ev değildir; insanın şehirde kalabilme hakkıdır.'
Yoksulu şehrin dışına göndermek çözüm değil
İstanbul'un bugünkü konut meselesine yalnızca 'nerede arsa bulacağız?' sorusuyla bakarsak eksik düşünüyoruz.
Elimizdeki kamu eliyle oluşturulmuş sosyal konut alanlarını nasıl koruyacağız?
Çünkü İstanbul'da merkezi konumdaki kamu arazisinin ekonomik değeri arttıkça sosyal konut ile gayrimenkul rantı arasındaki gerilim de büyüyor.
Tozkoparan bunun öğretici örneklerinden biri.
Mahalle 2008'den itibaren dönüşüm tartışmalarının içine girdi. 2009'da bölge sakinleri Toz-Der'i kurdu. Yıllar süren tartışmalar 2020-2021 döneminde sertleşti. Bölgenin bir kısmının 'riskli alan' ilan edilmesinin ardından bazı sakinlere tahliye tebligatları gönderildi. 2021'de dönüşüme karşı çıkan bazı binalarda elektrik, su ve doğalgazın kesilmesi kamuoyuna yansıdı; mahalle sakinleri........
