Onu tanıyın istedim
Ölenlerin ardından güzel şeyler yazmak kolaydır. Sonradan bir gizlisi çıkmazsa, mahcup olma ihtimaliniz sıfırdır.
Zor olan hayattakileri yazmaktır, zira pişman olabilirsiniz. Hele günümüzde… Erdemin eridiği, vefanın mevta olduğu, dünün dünde kaldığı, yarının yaralandığı, gerçeklerin karalandığı bir devirde…
Yağmurda birlikte ıslandığım, mücadelede sırt sırta taşlandığım, aynı rahimde kardeşlendiğim, üzerimde emeği, gönlümde yeri olup da göçenlerin ardından duygularımı kâğıda dökmekten haz ve huzur duyarım. Sanki manevi borcumun asgariden bir kısmını ödediğimi hissederim. Bunu yaşamayan bilemez, bilmeyen anlayamaz…
Bu manada kaç şiir, kaç anı, kaç hikâye, kaç makale yazdım, bazıları göz yaşıyla? Muhtemelen 100’ü geçmiştir. Rabbim tamamına rahmetiyle muamele etsin duasındayım.
Her ne kadar sayıları 2’yi bilemedin 3’ü geçmese de haklarında yaşarken yazdıklarımdan “keşke” dediklerim oldu, maalesef. Teselli olarak bir karar almıştım, “hayatta olanları yazma…”
Ömür geçerken, bazılarını bihakkın tanıtmak gerekir, kendilerinin böyle bir şeye ihtiyaçları olmasa da… Onun için kendi kusuruma baksam da bu kararımı çiğneyeceğim.
Umarım bana kızmaz(!), “ne gerek vardı” demez.… Muhtemeldir ama değer…
Dönüşmez, eğilmez, bozulmaz, her ne derseniz işte o… Kendisine bile eyvallahı olmayan birisi. Geçmişini bilmeyenlerin ilk gözlemde antipatik(!) bulabileceği birisi.
Hemen çok konuda aykırıdır. İster kafasına taktığı şapka ister zaman geçirdiği kahvehane ister aslında içmemesi gereken sigara ister okuduğu kitaplar isterse yediği içtiği ve hatta güldüğü, ağladığı…
O bir feylesof dersem yanlış olmaz, o bir nüktedan dersem de… O bir düşünür dersem yerine oturur, o bir araştırmacı dersem kabul görür.
O bir fukara dersem “evet öyle” dersiniz, o bir zengin dersem “he vallahi” diye yemin edebilirsiniz. O kelimeleri seçerek adabıyla konuşur derlerse doğrudur, onun ağzı biraz bozuk diyenler de haksız sayılmaz.
Dedim ya nev-i şahsına münhasır bir zat…. En iyisi birkaç örnek vereyim, karar okurların olsun.
Bir yurt dışı seyahatindeyim. Bir mesaj yazmıştı, “...(marka) sigaradan alır mısın?” Ben bir sigara karşıtıyım ama işte aması var. Olur dedim… Havaalanındaki mağazaların tamamına baktım, yok. Sordum, “ağabey başka marka olur mu?”, el-cevap “hayır, ben başkasını içmem.” Esenboğa havaalanında da aradım, maalesef yine yoktu… Adam farklı yahu, sigarası bile…
Bir bakarsınız Hindistanlı bir bilim adamı edasıyla, Hindistan’daki “kast sistemini” yazmış, bir bakarsınız Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” ezberinden, Kemal Tahir’in “Kurt Kanunu” şaheserine geçmiş…
Hele hicivleri yok mu? Bir paylaşımına birlikte bakalım mı? “…Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli, ''tebaanızın ahvalinden size bir kötü; bir de iyi haberim var...”
Önce kötüsü: Saat 16.00 itibariyle bizim kahvenin ciğer ekmekçisi sadece üç adet satış yapabilmiş ve üçü de veresiye... (yarım ekmek arası ciğer 200 lira)
Bu da iyisi: Yine saat 16.00 itibariyle bizim kahvenin simitçisinin elinde sanıyorum altmış civarında simitten dört tane kalmıştı ve veresiye sıfır...
Ciğerciden bakınca el insaf... Simitçiden bakınca vaziyet iyi...
Başka bir takdimindeki inceliğe bakar mısınız, “...Pedro Sanchez, İspanya Başbakanı'dır... Ateisttir... Sosyalisttir... Vicdanın ölmediğine dair şahidimizdir... Bir benzerinin bize denk gelmemesi de o ihtimalin mevcut olmaması da ''elim''dir...”
Bizim camiada, benden başka Vamık Volkan’ı takip eden var mı diye düşünürken o, V. Volkan hakkında inceleme yazdı. Hani şu, dünyanın en önde gelen açılım duayeni hakkında… Özetleyelim. CV'si on sayfayı bulan adam… 1932 doğumlu, Kıbrıslı bir Türk... Politik psikolojide deha olarak görülen... ABD başkanları dahil, bütün politikacıların bir şekilde kendisine danıştığı… Sigmund Freud’un psikanalizini, Hannah Arendt’in toplumsal bellek anlayışını, Carl Jung’un kolektif bilinçdışı kavramını politik psikolojiye dahil eden bir bilim adamı... Otuzdan fazla yayınlanmış kitap ve 200’den fazla makale...
Kaç kişi yayınladığı askerlik fotoğrafının altına kendisiyle dalga geçercesine, şu cümleleri yazabilir? ''Kocadığımdan haberi yok fotoğrafımın.'' Karşılaşsak birbirimizi tanımadan geçeriz...
O, PKK’nın kurucularından daha iyi bilir PKK’nın hayat hikayesini, perde arkasını, beyinlerdeki fırtınayı, kozmik arka planları…
En iyisi siz onu takip edin, çok şey kazanacaksınız. Tek sıkıntı, bazen uzun yazar. Aslında uzun kısa fark etmez, başladınız mı mutlaka bitirirsiniz, yeter ki başlayabilin…
Türkiye namuslu aydın sıkıntısı yaşıyor. Var olanların kıymetini bilelim diye sizin de “bizim” olarak görebileceğiniz birisini yazdım. O, Mustafa Duman, tanıyın istedim…
Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun “münevverlerinin” kıymetini bilenlere.
