menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Onu tanıyın istedim

52 129
14.02.2026

Ölenlerin ardından güzel şeyler yazmak kolaydır. Sonradan bir gizlisi çıkmazsa, mahcup olma ihtimaliniz sıfırdır.

Zor olan hayattakileri yazmaktır, zira pişman olabilirsiniz. Hele günümüzde… Erdemin eridiği, vefanın mevta olduğu, dünün dünde kaldığı, yarının yaralandığı, gerçeklerin karalandığı bir devirde…

Yağmurda birlikte ıslandığım, mücadelede sırt sırta taşlandığım, aynı rahimde kardeşlendiğim, üzerimde emeği, gönlümde yeri olup da göçenlerin ardından duygularımı kâğıda dökmekten haz ve huzur duyarım. Sanki manevi borcumun asgariden bir kısmını ödediğimi hissederim. Bunu yaşamayan bilemez, bilmeyen anlayamaz…

Bu manada kaç şiir, kaç anı, kaç hikâye, kaç makale yazdım, bazıları göz yaşıyla? Muhtemelen 100’ü geçmiştir. Rabbim tamamına rahmetiyle muamele etsin duasındayım.

Her ne kadar sayıları 2’yi bilemedin 3’ü geçmese de haklarında yaşarken yazdıklarımdan “keşke” dediklerim oldu, maalesef. Teselli olarak bir karar almıştım, “hayatta olanları yazma…”

Ömür geçerken, bazılarını bihakkın tanıtmak gerekir, kendilerinin böyle bir şeye ihtiyaçları olmasa da… Onun için kendi kusuruma baksam da bu kararımı çiğneyeceğim.

Umarım bana kızmaz(!), “ne gerek vardı” demez.… Muhtemeldir ama değer…

Dönüşmez, eğilmez, bozulmaz, her ne derseniz işte o… Kendisine bile eyvallahı olmayan birisi. Geçmişini bilmeyenlerin ilk gözlemde antipatik(!) bulabileceği birisi.

Hemen çok konuda aykırıdır. İster kafasına taktığı şapka ister zaman geçirdiği kahvehane ister aslında içmemesi gereken sigara ister okuduğu kitaplar isterse yediği içtiği ve hatta........

© Habererk