İran-İsrail Savaşı Sonrası Yeni Dönem ve İran Türklerinin Stratejik Rolü/durumu
1. Savaş Sonrası Dönem: Yeni Denklem, Yeni Sorumluluklar
Gün gelecek bu savaş bitecek. Ancak asıl mesele savaşın kendisi değil, savaş sonrası kurulacak düzen olacaktır. Eğer mevcut tablo bu şekilde sonuçlanırsa, dikkatler özellikle İran’daki Türk nüfus üzerine daha hassas bir şekilde yönelmek zorundadır. Bu noktada en kritik bölge hiç şüphesiz Batı Azerbaycan olacaktır… Bu bölge hem jeopolitik konumu hem de demografik yapısı itibariyle, savaş sonrası dönemde İran’ın iç güvenliği ve bölgesel dengeleri açısından kilit rol oynayacaktır.
2. Batı Azerbaycan’da Kaçakçılık ve Güvenlik Tehdidi
Yıllardır Batı Azerbaycan ekonomisini zayıflatan en önemli unsurlardan biri kaçakçılık sistemidir. Özellikle Türkmen şehri Urmiye başta olmak üzere bölgedeki pazarlarda köklü Türk ailelerin gelirleri bu yapıdan ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu sistemin en görünür yüzü olan “Kulber” (sınır hamalları) yapısı, artık sadece ekonomik bir mesele değil, doğrudan güvenlik tehdidine dönüşmüştür. Sınırdan sırtlarında taşınan çuvallar ve kolilerle sadece ticari ürünler değil; * Uyuşturucu, * Silah, * Dron ve teknik parçalar Ülke içine sokulmuştur. Nitekim savaş sonrası yapılan operasyonlarda İran içinde dron ve kısa menzilli füze montaj atölyelerinin ortaya çıkarılması, bu ağın ne kadar derin ve organize olduğunu açıkça göstermektedir. Bu durum, en kritik anda İran’a dışarıdan değil içeriden vurulan bir darbe niteliği taşımaktadır…
3. İran Krizlerinde Türk Faktörü: Tarihsel Gerçeklik
İran’ın modern tarihinde dikkat çeken önemli bir gerçek vardır: Kriz anlarında çözüm üreten kadroların önemli bir kısmı Türk kökenlidir. İran-Irak Savaşı döneminde Başbakan olan “Mir Hüseyin Musevi’nin” uyguladığı gıda karne........
