Osmanlı torunuyum diyorsan bunları da bilmelisin
Sevgili okurlarım, değerli takipçilerim! Bu konuda sanırım üçüncü yazım. Tarih bilmez, iki kitap okumamış cemaat ve tarikat akıllı kimileri, “Ben Osmanlı Torunuyum” diye kasıntı yapıyor. Osmanlı elbette benim de ceddim, benim de atam. Azıcık araştırdım. Anadolu’nun ve Osmanlı’nın ne olduğunu öğrendim. Türk halkı asker olan, vergi veren, horlanan, sarayın kapısından dahi geçirilmeyen bir durumda imiş.
Gelin gerçeklere bir bakalım.
Nüfus 13 milyon civarında, 11 milyon kişi köylerde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu.
Köylü tarım yapıyordu. Traktör sıfırdı, karasabandı. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Sade hayvanlar değil, insanlar da kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiliydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480’di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. Hacı ve hocayla, üfürük ve muskayla işi götürmeye çalışıyorlardı.
Memlekette sadece 337 doktor, 60 eczacı vardı bunların da sadece 8’i Türk’tü. Diş hekimi, sıfırdı berberler diş çekerdi. Dört hemşire vardı. 40 bin köy, ama sadece 136 ebe vardı. Ortalama ömür 40’tı. Köylü sıtmadan kırılıyor, eşeğinin su içip içmediğini karşısındakine soruyordu.
Yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. Limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. Toplam sermayenin sadece yüzde 15’i Türk’tü. Hakkını da yemeyelim: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan sadece dört fabrika vardı, Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri…
Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus’ta vardı. Otomobil sayısı bin 490’dı.........
