Diş Hekimliğinde “Garanti” Sorunu
“Ömür boyu garanti…” “En az 15 yıl seni idare eder…” “Dişinle ceviz kır, taş bile öğütür…”
Eğer bir diş tedavisi öncesinde bu tür cümleler duyuyorsanız, durup düşünmek gerekir. Çünkü burada çoğu zaman sağlık değil, yapılan işlemin pazarlanması ön plandadır.
Diş hekimliğinde yapılan işlemler bir ürün değil; birçok değişkene bağlı biyolojik süreçlerdir. Bu nedenle, özellikle diş tedavileri gibi hassas ve kompleks alanlarda, bir hekimin kesin ve iddialı garantiler vermesi ne bilimsel ne de etik açıdan kabul edilebilir.
Düşünün ki; doğuştan gelen, hiçbir işlem görmemiş sağlıklı dişler için bile “ömür boyu garanti” verilemezken, insan eliyle yapılan bir tedavi için bu kadar kesin ifadeler kullanmak ne kadar gerçekçidir? Bu tür söylemler, tıbbi gerçeklikten uzak ve yanıltıcıdır.
Üstelik bu yaklaşım yalnızca hastaları yanlış yönlendirmekle kalmaz; mesleğini etik değerlerle icra eden hekimleri de zor durumda bırakır. “Başka klinik garanti veriyor, siz neden vermiyorsunuz?” gibi karşılaştırmalar, hekimler üzerinde haksız bir baskı oluşturur.
Kendi klinigimde uzun vadeli garanti vermemeyi özellikle tercih ediyorum. Çünkü tedavinin uzun dönem başarısı yalnızca hekime bağlı değildir. Hastanın ağız hijyenine dikkat etmesi, diş eti sağlığını koruması, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durması gerekir. Ayrıca diyabet gibi kemik ve iyileşme sürecini etkileyen sistemik hastalıkların kontrol altında tutulması da büyük önem taşır.
Tüm bu değişkenler hastadan hastaya farklılık gösterir ve tedavinin uzun vadeli başarısını doğrudan etkiler.
Elbette hastayı mağdur etmemek adına, kısa vadeli ve gerçekçi bir yaklaşım benimsenmelidir. 1–2 yılı geçmeyen sürelerde; hekime bağlı teknik hatalar, laboratuvar kaynaklı kuron kırıkları, dolgunun kısa sürede düşmesi ya da kanal tedavisi sonrası devam eden ağrı gibi durumlarda sorumluluk alınmalıdır. Aynı şekilde implant sonrası hastayı rahatsız eden bir durum söz konusuysa, hekim empatiyle yaklaşmalı ve sorunu en kısa sürede çözmelidir.
Bu yaklaşım hem etik hem de mesleki sorumluluğun gereğidir.
Sonuç olarak diş tedavisi tek taraflı bir işlem değil, bir iş birliğidir. Hekim tedaviyi doğru uygular; hasta da ağız bakımını düzenli yapar ve kontrollerini aksatmazsa başarı kaçınılmaz olur.
Unutulmamalıdır ki sağlıkta kesin garanti yoktur; doğru yaklaşım, şeffaflık ve karşılıklı sorumluluktur.
