Parti Taassubu ve Fosilleşen Siyaset
Türk milliyetçiliğinin önündeki en büyük engellerden biri, yıllardır değişmeyen, fosilleşmiş ve kronikleşmiş siyaset anlayışıdır.
Aklı, zihni ve siyasi refleksleri geçmişte takılı kalmış kadrolar yüzünden Türk milliyetçisi siyaset, sahip olduğu toplumsal potansiyeli bir türlü iktidara taşıyamıyor.
Üstelik bu sorun yalnızca tek bir partiye mahsus değil.
Aynı siyasi ekolden doğan yapılar sürekli bölünüyor, yeni partiler kuruluyor, yeni umutlar ortaya çıkıyor. Fakat bir süre sonra aynı hastalık yeni yapıya da sirayet ediyor.
Adeta rutubetli bir ortamda çoğalan kültür mantarları gibi…
Bir bakıyorsunuz yeni bir parti kurulmuş. İnsanlar heyecanlanıyor, teşkilatlar oluşturuluyor, Anadolu’nun dört bir yanında insanlar gece gündüz çalışıyor.
Tam “Bu defa olacak” denildiği anda eski alışkanlıklar yeniden ortaya çıkıyor.
Çünkü isimler değişse de siyaset yapma kültürü değişmiyor.
Bu yapıların birbirinden bağımsız görünmelerine rağmen beslendikleri siyasi kültür çoğu zaman aynı. Üstelik taraftarlarına güçlü bir parti taassubu aşılamak konusunda son derece başarılılar.
Birbirlerine en yakın olanlar, zamanla birbirlerine en uzak olanlara dönüşüyor.
Aynı millet anlayışından, aynı siyasi gelenekten, aynı değerlerden söz eden insanlar bir masa etrafında oturamıyor.
Hâlbuki bir araya gelebilseler, ortak akıl oluşturabilseler ve kişisel hesapları bir kenara bırakabilseler, Türk siyasetinde çok daha güçlü bir alternatif ortaya çıkarabilirler.
Fakat enerjilerinin büyük bölümünü rakipleriyle değil, birbirleriyle mücadele ederek tüketiyorlar.
Yerelde Çalışan, Ankara’da Unutuluyor
Bu anlayışın en büyük mağduru ise yıllarca sahada çalışan insanlardır.
Siz bulunduğunuz şehirde, ilçede, köyde ülkeniz ve inandığınız ideal için çalışırsınız.
Partinin bayrağını taşırsınız.
Seçimden seçime değil, yıllarca insanların düğününe, cenazesine, derdine koşarsınız.
Sonra seçimlere üç gün kala........
