menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bülent Akalın: Hürmüz Sendromu!

40 0
22.03.2026

Piri Reis'in 1553 yılında Kahire'de idam edilmesine yol açan süreç; temelde 1552 yılındaki İkinci Hint Seferi sırasında yaşanan askeri ve siyasi karmaşalara dayanır. Piri Reis, stratejik öneme sahip Hürmüz Kalesi'ni kuşatır ancak Portekiz donanmasının yardıma geleceği haberi ve kuşatmanın uzaması üzerine, donanmanın tamamen yok olmasından çekinerek kuşatmayı kaldırır ve Basra’ya döner. Ancak Portekizlilerin Basra Körfezi'ni kapatma ihtimaline karşı donanmanın büyük kısmını orada bırakıp; ganimetler ve en hızlı üç gemiyle Mısır'a gelir. Bu durum, "donanmayı terk etmek" olarak yorumlanır. Dönemin Basra Valisi Kubat Paşa ve Mısır Beylerbeyi Dukakinzade Mehmet Paşa ile aralarındaki anlaşmazlıklar, Piri Reis aleyhinde raporlar gönderilmesine neden olur. Özellikle kuşatmayı "Portekizlilerden rüşvet aldığı için kaldırdığı" yönündeki asılsız iddialar süreci hızlandırır. Kanuni Sultan Süleyman; seferin başarısızlıkla sonuçlanması ve donanmanın Basra'da mahsur kalması üzerine, askeri disiplin ve devlet otoritesinin sarsılmaması adına Piri Reis’in idam fermanını imzalar(…)

Sonuç olarak; 80 yaşının üzerindeki bu büyük deha, haritacı ve denizci, askeri bir başarısızlığın ve dönemin idari çekişmelerinin kurbanı olarak idam edilir. Sebebi ise Hürmüz Boğazı'dır.

Takip ettiğim strateji uzmanları; Orta Doğu’da tırmanan savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki blokajın, ABD’nin dünya düzenindeki hâkimiyetini sona erdirebilecek bir kırılma noktası olabileceğini savunuyor. Derler ki:

"Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmek, Amerika için 1956'da Süveyş Kanalı'nın İngiltere için olduğu şey........

© Habererk