menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın Cinayetleri, Şiddet ve İstismar Vakalarına Sosyolojik Bir Bakış !..

12 0
27.03.2026

Son yıllarda toplumun en hassas ve en çok tartışılan konularından biri olan kadın cinayetleri, şiddet ve istismar vakaları; yalnızca bireysel suçlar olarak değil, çok katmanlı bir toplumsal sorunun yansıması olarak ele alınmalıdır. Bu tür olaylara kalıcı çözümler üretilememesinin temel nedeni, meselenin yalnızca sonuçları üzerinden tartışılması; ancak nedenlerine yeterince inilmemesidir.

Oysa bu vakalara sosyolojik bir perspektiften bakıldığında, toplumun yapı taşları olan kadın, anne ve aile kavramlarının merkezi rolü açıkça görülmektedir.

İslam düşüncesinde anne, sadece bir birey değil; aynı zamanda bir neslin mimarıdır. Kur’an-ı Kerim’de anneye saygı ve iyilik açıkça emredilmiş, Hz. Muhammed’in “Cennet annelerin ayakları altındadır.” hadisiyle annelik makamı en yüce mertebeye taşınmıştır. Bu anlayış, annenin yalnızca biyolojik değil; aynı zamanda ahlaki ve manevi bir rehber olduğunu ortaya koymaktadır.

Kadın ise toplumun kurucu unsurudur. Bir kadının eğitimi, aslında bir neslin eğitimidir. Çünkü kadın; sevgi, sabır, fedakârlık ve dirayetin temsilidir. Aileyi ayakta tutan, çocuğa ilk değerleri kazandıran ve toplumsal dengeyi sağlayan en güçlü yapı taşıdır.

Toplumun temeli olan aile, annenin şefkati ve kadının bilinç düzeyiyle şekillenir. Sağlam aileler ise güçlü toplumların temelini oluşturur. Bir toplumda kadın değer görür, korunur ve desteklenirse; huzur, adalet ve gelişim de beraberinde gelir.

Kadın yalnızca anne rolüyle değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik denge unsuru olarak da değerlendirilmelidir. Nitekim kadın:

Aile içi iletişimin merkezinde yer alır,

Empati ve duygusal zekânın gelişiminde belirleyicidir,

Toplumsal dayanışma ve sosyal bağların güçlenmesinde önemli rol oynar.

Psikoloji literatürü de bu gerçeği destekler niteliktedir. Buna göre:

Anne, bireyin duygusal temelini inşa eder,

Kadın, toplumun psikolojik dengesini sağlar,

Sağlıklı anne–çocuk ilişkisi, sağlıklı bireyleri; sağlıklı bireyler ise sağlıklı toplumu oluşturur.

Bu noktada kişisel bir örnek, meselenin özünü daha iyi ortaya koyabilir.

Henüz 13 yaşında evlenmiş, 15 yaşında ilk çocuğunu dünyaya getirmiş, okuma yazması olmayan bir annenin dördüncü çocuğuyum. Çocukluk yıllarıma dair hafızamda yer eden bir olay, aslında bugün tartıştığımız pek........

© Habererk