menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ölürse Tenler Ölür, Canlar Ölesi Değil

7 0
15.03.2026

İlber Ortaylı’nın Ardından

“Âlim öldü mü âlem ölür… Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil.”

Bu söz sanki Prof. Dr. İlber Ortaylı için söylenmiş gibidir.

Çünkü bütün canlılar için mutlak son ölümdür. İnsan da günü geldiğinde faniliğin hükmüne boyun eğer. Fakat bazı insanlar vardır ki yalnızca tenleri toprağa düşer; fikirleri, eserleri, hatıraları ve millete bıraktıkları iz yaşamaya devam eder.

İlber Ortaylı işte böyle bir isimdi.

Gerçek bir Türk münevveri, şuurlu bir aydın, tavır sahibi bir fikir adamıydı. Kendini milletine, tarihine ve bu ülkenin hafızasına adamış ender şahsiyetlerden biriydi.

Onu kim sever, kim sevmez; kim ne düşünür bunların ötesinde İlber Ortaylı artık kendi çapını aşmış, memleketin ortak değeri hâline gelmiş bir isimdi.

Bugün Türkiye’de milyonlarca genç tarih sevgisini onun kitaplarıyla ve televizyon konuşmalarıyla kazandı. Osmanlı tarihini, devlet geleneğini ve Türk dünyasının geniş ufkunu geniş kitlelere anlatabilen nadir akademisyenlerden biriydi.

Bir üniversite hocasıydı ama klasik akademisyen kalıplarının çok ötesine geçmişti. Türkiye’de tarih denince akla gelen ilk isimlerden biri hâline gelmişti.

Onun konuşmalarını dinleyen herkes şunu görürdü: Tarihi kuru bir bilgi olarak değil, yaşayan bir medeniyet hafızası olarak anlatıyordu.

Osmanlı devlet geleneğini anlatırken Viyana’dan Bağdat’a uzanan bir ufku, Türk dünyasını anlatırken Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan büyük bir tarihi perspektifi ortaya koyuyordu.

Kitapları, konferansları ve televizyon programları ile milyonlarca insana tarih bilinci kazandırdı.

“Sadece tarih öğrenmeyin, tarih şuuru kazanın” diyen bir hocaydı.

Benim için ise İlber Ortaylı’nın ayrı bir hatırası da vardır.

Birkaç ay önce AK Parti milletvekili “Yeliz” diye bilinen bir kişinin İlber Hoca ile alay eden paylaşımına karşı yazdığım yazı üzerine önce hocanın asistanı beni aradı. Daha sonra İlber Hoca bizzat kendisi telefonla aradı, teşekkür etti ve “Görüşelim” dedi. Hâlen asistanıyla da görüşmeye devam ediyoruz.

Bu incelik bile onun nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlatmaya yeter.

Çünkü büyük insanlar vefayı da bilirler.

İlber Ortaylı’nın bir başka önemli özelliği ise Türk dünyası meselelerinde gösterdiği açık ve net tavırdı.

Özellikle Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine uyguladığı zulüm karşısında yaptığı açıklamalar, ortaya koyduğu duruş gerçekten saygının ötesinde örnek bir davranıştır.

Bugün birçok kişi siyasi hesaplarla susmayı tercih ederken, İlber Ortaylı alacağı tepkileri hiç hesaba katmadan soydaşlarımız için yapılması gerekenleri çekinmeden dile getiren bir aydındı.

Soydaş ve kandaşlarımızın maruz kaldığı zulme karşı açık bir vicdan ve sorumluluk ortaya koymuştur.

Aynı şekilde Türkiye’de Cumhuriyetimize, demokrasiye ve hukuk devletine yönelik gelişmeler karşısında da tavrı açıktı ve nettir.

Bütün bunlar onun hanesine yazılacak önemli ve değerli duruşlardır.

Ne var ki vefatından sonra bazı sözde siyasal İslamcı çevrelerin, Fatih Sultan Mehmet’in yanına defnedilmesi üzerinden yaptığı abuk subuk açıklamalar ve paylaşımlar da toplumda ciddi bir üzüntüye yol açtı.

Oysa İlber Ortaylı’ya hayatı boyunca da çok şey yapıldı.

Büyük fikir insanlarının kaderidir bu.

Diri iken eleştiriler, haksızlıklar ve tartışmalar bitmez; öldükten sonra da bitmez.

Fakat bütün bunların ötesinde gerçek olan şudur:

Ama fikirler, eserler ve bıraktığı iz yaşamaya devam eder.

İlber Ortaylı da eserleriyle, yetiştirdiği öğrencilerle ve Türk tarihine kazandırdığı bakış açısıyla yaşamaya devam edecektir.

Gelecek nesillere örnek olacak bir Türk aydını olarak hatırlanacaktır.


© Habererk