menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her kazadan sonra aynı acı, aynı taziyeler… Peki, değişen ne?

9 0
latest

Türkiye’de artık kazaların ardından yaşanan acılar kadar, o kazalardan sonra hiçbir şeyin değişmemesi de başlı başına sorgulanması gereken bir mesele hâline gelmiştir.

Her kazadan sonra büyük üzüntüler, derin acılar, gözyaşları ve peş peşe yayımlanan taziye mesajları…

Yetkililer olay yerine gidiyor, açıklamalar yapılıyor, soruşturmalar başlatılıyor. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileniyor. Birkaç gün televizyonlarda görüntüler yayımlanıyor, kamuoyunda tartışmalar yaşanıyor.

Gündem değişiyor, acılar ailelerin omuzlarına bırakılıyor ve hayat hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.

Ta ki bir sonraki kazaya kadar!

Oysa burada üzerinde durmamız gereken asıl mesele kazaların ardından ne kadar üzüldüğümüz değil, bir sonraki kazayı önlemek için ne yaptığımızdır.

Bir ülkede benzer sebeplerle benzer kazalar tekrar tekrar yaşanıyorsa artık yalnızca insan hatasından, dikkatsizlikten veya talihsizlikten söz edemeyiz. Ortada denetimden eğitime, liyakatten kurumsal sorumluluğa kadar uzanan ciddi bir yönetim sorunu olup olmadığını sorgulamak zorundayız.

Trafik kazalarından iş cinayetlerine, maden facialarından yangınlara, ulaşım kazalarından ihmaller nedeniyle yaşanan toplu ölümlere kadar birçok olayda karşımıza çıkan sorular birbirine benziyor.

Denetimler yeterince yapılmış mıydı? Güvenlik tedbirleri alınmış mıydı? Daha önce yapılan uyarılar dikkate alınmış mıydı? Sorumlu kurumlar görevlerini yerine getirmiş miydi? Kazanın ardından tespit edilen eksiklikler gerçekten giderilmiş miydi?

Peki, denetleyenleri kim denetliyor?

İşte üzerinde özellikle durmamız gereken en önemli meselelerden biri de budur.

Türkiye’de denetim yapmakla görevli kurumlarımızın yapısı, personel yeterliliği ve çalışma anlayışı ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Bu kurumlarımızda gerçekten yeterli sayıda, alanında uzman, tecrübeli ve liyakat sahibi personelimiz var mı? Denetim görevi üstlenen insanların mesleki birikimleri, teknik donanımları ve yetkinlikleri hangi ölçütlere göre belirleniyor?

Bir madenin güvenliğini denetleyen uzman, bir fabrikanın yangın tedbirlerini inceleyen görevli, bir ulaşım sisteminin teknik yeterliliğini kontrol eden yetkili gerçekten o alanda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip mi?

Yoksa denetim dediğimiz faaliyet, zaman zaman dosyaların tamamlandığı, tutanakların tutulduğu........

© Habererk