Kıyamet mi, Jeopolitik mi? Ortadoğu’da Sahne Kuruldu, Perde Açıldı
Bize yıllardır aynı nakaratı dinletiyorlar!
“Her şey petrol için… Her şey nükleer rekabet…”
Çünkü Ortadoğu’da olup biteni sadece petrol varil fiyatlarıyla, uranyum zenginleştirme oranlarıyla açıklamaya kalktığınızda, asıl hikâyenin yarısını kaçırırsınız.
Hatta belki de en kritik kısmını.
Karşımızda sadece devletlerin değil, inançların da sahne aldığı bir savaş var.
Bir taraf strateji kuruyor, diğer taraf buna anlam yüklüyor.
Ve o anlam, bazen savaşın kendisinden daha güçlü hale geliyor.
Bugün ABD–İsrail–İran hattında yaşanan gerilimi anlamak için sadece askeri dengelere bakmak yetmez. Zihinlere ve inançlara da bakmak gerekir.
İran’da 1979’dan bu yana sistemin omurgasında Mehdi inancı var. Bu, sadece dini bir beklenti değil, aynı zamanda siyasi bir motivasyon.
Kaosun artması, zulmün yayılması, büyük kırılmalar…
Bunların hepsi “büyük geliş”in zemini olarak görülüyor.
İsrail tarafında ise özellikle radikal dini-milliyetçi çevreler, çatışmayı klasik bir savaş olarak değil, kutsal bir hesaplaşma olarak okuyor. Yahudi inancında “Tanrı’nın düşmanı kavim” anlamına gelen Amalek kavramı devreye girdiğinde, diplomasi anlamını yitiriyor; yerini mutlak bir tasfiye anlayışı alıyor.
Yani bir taraf Mehdi’yi çağırıyor, diğer taraf kendi inanışına göre Tanrı’nın düşmanlarını yok ettiğini düşünüyor.
Bu artık klasik bir savaş değil.
Bu, anlam yüklenmiş bir savaş.
Peki ABD nerede duruyor?
İşte işin kırılma noktası tam burada.
ABD’de özellikle evanjelik hareket, Ortadoğu’yu bir........
