Okullarda kanlı hasat: Bakanlık koltuğu mu, taziye ofisi mi?
Dün Şanlıurfa, bugün Kahramanmaraş... Okul koridorlarından yükselen feryatlar artık arşı titretirken, Ankara’nın o sessiz ve tepkisiz koridorlarında birileri hâlâ hiçbir şey olmamış gibi koltuğuna gömülmeye devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı, "eğitim yuvası" dediğimiz mekanları, 13-14 yaşındaki çocukların cephanelikle girdiği birer "güvenlik zafiyeti merkezine" dönüştürmeyi başardı.
Soruyorum: Bu Bakanlık ne iş yapar?
Kahramanmaraş Onikişubat’ta bir çocuk, Ayşel Çalık Ortaokulu’na 5 silah ve 7 şarjörle giriyor. Yanlış okumadınız; bir ortaokul öğrencisi, askeri bir operasyona gider gibi teçhizatla dersliğe giriyor, 4 canı hayattan koparıyor, 20 kişiyi yaralıyor. Bir eğitim kurumuna bu mühimmat nasıl girer? Kapıdaki güvenlik nerede? Okul idaresi nerede? Bakanlığın "okullarda şiddeti önleme" bütçeleri, süslü genelgeleri nerede?
Beceriksizlik Ödüllendiriliyor
Bu ülkede başarı ödüllendirilmez ama anlaşılan o ki, devasa bir beceriksizlik ve yönetim körlüğü ısrarla ödüllendiriliyor. Ülkenin geleceği olan evlatlar, okul sıralarında kurşunların hedefi olurken, Milli Eğitim Bakanı’nın hâlâ o makamda oturabiliyor olması, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en ağır darbedir.
Eğitim sadece müfredat değiştirmek, tabelaları boyatmak değildir. Eğitim, bir çocuğun o binadan sağ salim çıkacağını ailesine garanti etmektir. Eğer siz çocukların canını koruyamıyorsanız, o makamda bulunmanızın hiçbir hukuki ya da ahlaki gerekçesi kalmamıştır.
İstifa da Bir Hizmettir!
Sorumluluğu sadece tetiği çeken çocuğa, ailesine ya da "toplumsal şiddete" atıp sıyrılamazsınız. Okulun kapısından içeri giren o 5 silahtan, patlayan her mermiden bizzat siz sorumlusunuz. Şanlıurfa’daki infialin külleri soğumadan Kahramanmaraş’ta benzer bir facia yaşanıyorsa, bu artık bir "talihsizlik" değil, sistemli bir yönetim çöküşüdür.
Milli Eğitim Bakanlığı taziye mesajı yayınlama yeri değil, çözüm üretme makamıdır. Çözüm üretemeyen, güvenliği sağlayamayan ve her gün yeni bir faciaya davetiye çıkaran bu yönetim anlayışı derhal tasfiye edilmelidir.
Sayın Bakan; ya okulları güvenli hale getirin ya da o koltuğu, işini layığıyla yapacak, çocukları koruyacak birilerine bırakın. Yarın çok geç, yarın bir başka ilin yasını tutacak takatimiz kalmadı!
