Saraya ve pkk İşbirlikçilerine Cevap: Katillere Af Yok
Hürriyet gazetesi köşesinden akıl almaz bir manipülasyona imza atan Abdulkadir Selvi’nin, Meclise sunulması beklenen yasal düzenlemeyi savunurken 1928 tarihli 1239 sayılı Kanun’u emsal göstermesi; tarihsel gerçeklikten tamamen kopuk, hukuki bağlamı bilinçli şekilde saptıran ve kurucu iradenin hatırasını günlük siyasi pazarlıklara kalkan yapan pervasız bir demagojidir.
1920’li yılların henüz kurulmuş, emperyalist işgalden yeni çıkmış genç ulus-devletinin olağanüstü koşulları ile 40 yıldır binlerce masumun kanını döken küresel bir terör örgütünün tasfiye masasını aynı kefeye koymak, akılla, mantıkla ve tarih ilmiyle taban tabana zıttır. Bu saray kalemi, yürüttüğü pespaye savunma hatlarıyla açık bir akıl tutulması yaşamaktadır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında çıkarılan 183, 356, 1239 ve 1316 sayılı kanunlar; henüz kurumsal yapısını oturtmaya çalışan genç bir üniter devletin, savaş artığı çeteleri ve coğrafi olarak tecrit edilmiş isyan bölgelerini devlete bağlama, kandırılmış sıradan halkı topluma kazandırma ve merkezi otoriteyi tesis etme amaçlı zorunlu birer geçiş hamlesiydi. O gün devletin otoriteyi sağlama alma refleksi vardı.
Bugün ise 100 yıllık köklü, kurumsal kapasitesi tam, ordusu ve polisiyle sınırlarını koruyan güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti vardır. 40 yıldır askeri, polisi, öğretmeni ve sivili katletmiş organize bir terör yapısına "geçiş hukuku" kisvesiyle özel af ve serbestlik tanımak, devletin ciddiyetiyle ve adalet duygusuyla tamamen çelişmektedir.
Bu tarihi çarpıtmadaki en büyük toplumsal çelişki isyanın elebaşının konumudur. 1928 yılında çıkarılan 1239 sayılı Kanun; isyanın elebaşı ve uzantıları ile dolaylı veya dolaysız masaya oturularak çıkarılmadı. Şeyh Sait yakalanmış ve hak ettiği şekilde idam edilmiştir.
Elebaşının cezalandırılması, devletin otoritesini asla........
