menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alimin ölümü alimin ölümü dür. Peki herkes için mi?

10 0
17.03.2026

“Alimin ölümü âlemin ölümüdür.”

Bu söz, ilim insanlarının toplumlar için ne kadar büyük bir değer olduğunu anlatan en güçlü ifadelerden biridir. Nitekim Türk tarihçiliğinin büyük isimlerinden İlber Ortaylı hakkında ortaya çıkan gelişmeler sonrasında sosyal medyada oluşan tablo, Türk toplumunun bazı değerler etrafında hâlâ birleşebildiğini açıkça göstermiştir.

Sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakâr… Farklı siyasi görüşlerden insanlar aynı noktada buluştu. Çünkü bazı isimler vardır ki artık bir siyasi görüşün değil, doğrudan doğruya milletin ortak değeridir. İlber Ortaylı da böyle bir isimdir. Türk tarihini milyonlara anlatan, bu milletin geçmişini bilimsel bir ciddiyetle ortaya koyan bir ilim adamıdır.

Ancak bu büyük ortak duygu içinde dikkat çeken bir başka gerçek daha vardır.

Kendilerini sürekli din adına konuşan, topluma sürekli ahlak ve inanç dersi veren bazı tarikat ve cemaat çevrelerinden aynı ölçüde bir sahiplenme görülmemiştir. Sosyal medyada binlerce insan bir ilim adamına saygısını ifade ederken, bazı çevrelerin sessizliği ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir:

İslam medeniyeti ilme büyük değer veren bir medeniyettir. Tarih boyunca alimler baş tacı edilmiştir. O halde ilim insanlarına karşı bu mesafeli tavrın sebebi nedir?

Bir başka soru daha vardır.

Türk tarihine ve Türk kimliğine büyük hizmetler vermiş bir ilim adamı söz konusu olduğunda bazı çevrelerin neden aynı heyecanı paylaşmadığı da sorgulanmaktadır. Çünkü tarih boyunca görülmüştür ki; milletlerin hafızasını diri tutan şey, onların tarih bilincidir.

Tarihini bilen millet güçlü olur. Tarihini unutan millet ise başkalarının yazdığı hikâyelerin figüranı hâline gelir.

Belki de tam da bu nedenle bazı çevreler tarih bilincinden rahatsız olmaktadır.

Bugün ortaya çıkan tablo aslında çok açık bir gerçeği göstermektedir:

Türk milleti ilmine, tarihine ve ilim insanına sahip çıkmaktadır.

Sessiz kalanlar ise toplumun vicdanında her zaman sorgulanacaktır.

Çünkü bir millet için ilim insanları yalnızca akademisyen değildir. Onlar aynı zamanda bir milletin hafızasıdır.

Ve unutulmamalıdır ki:

Bir millet hafızasını kaybederse, geleceğini de kaybeder.

Bu yüzden atalarımız boşuna söylememiştir:

“Alimin ölümü âlemin ölümüdür.”


© Habererk