Türkiye Neden Bu Hâlde?
Türkiye bugün yalnızca ekonomik bir kriz yaşamıyor; aynı anda ahlaki, hukuki, siyasi, kurumsal ve toplumsal bir çöküşün içinden geçiyor. Bu ülkenin meselesi sadece enflasyon değildir; adaletin zayıflaması, liyakatin yok edilmesi, eğitimin niteliksizleşmesi, tarımın çökmesi, gençlerin umutsuzluğu, emeklilerin açlığa mahkûm edilmesi, sığınmacı politikasının plansızlığı, tarikat ve cemaatlerin devlet alanına sızması, kurumların tek kişinin iradesine bağlanması ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerinden uzaklaşılmasıdır.
Bugün Türkiye’de sorunların çoğu birbirinden bağımsız değildir. Ekonomi bozulduğu için hukuk bozulmadı; hukuk bozulduğu için ekonomi de bozuldu. Eğitim zayıfladığı için gençler gitmek istiyor; gençler gitmek istediği için ülkenin geleceği zayıflıyor. Tarım bitirildiği için gıda pahalı; gıda pahalı olduğu için yoksulluk derinleşiyor. Devlet kurumsallığını kaybettiği için denetim kalmadı; denetim kalmadığı için yolsuzluk, israf ve kayırmacılık sıradanlaştı.
Türkiye’nin temel sorunu şudur: Devlet, vatandaşın devleti olmaktan çıkıp belli çevrelerin, sadakat ağlarının ve çıkar gruplarının devleti hâline gelmiştir.
Bir ülkeyi ayakta tutan şey güçlü lider değil, güçlü kurumlardır. Türkiye’de uzun yıllardır kuvvetler ayrılığı zayıflamış, yasama yürütmenin gölgesine girmiş, yargı bağımsızlığı tartışmalı hâle gelmiş, denetim kurumları etkisizleşmiştir. Bir ülkede kararlar ortak akılla değil, dar bir siyasi çevrenin tercihiyle alınıyorsa orada devlet aklı zayıflar.
Tek adam düzeninin en büyük zararı, hatayı düzeltecek mekanizmaları yok etmesidir. Yanlış ekonomi politikası uygulanır, bedelini halk öder. Yanlış dış politika yürütülür, bedelini sınır şehirleri öder. Yanlış eğitim politikası yapılır, bedelini çocuklar öder. Yanlış tarım politikası uygulanır, bedelini sofradaki ekmek öder.
Çözüm açıktır: Güçlendirilmiş parlamenter sistem, gerçek kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, şeffaf kamu yönetimi, Sayıştay denetiminin güçlendirilmesi ve kamu ihalelerinde tam açıklık sağlanmalıdır. Devlet bir kişinin değil, milletin ortak aklıyla yönetilmelidir.
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir; yurttaşlık, laiklik, hukuk, bilim, kadın-erkek eşitliği ve kamusal akıl demektir. Türkiye’nin bugünkü krizi, Cumhuriyet’in bu temel ilkelerinden uzaklaşmanın sonucudur.
Laiklik zayıfladığında eğitim cemaatleşir. Liyakat zayıfladığında devlet kadroları sadakatle doldurulur. Hukuk zayıfladığında vatandaş hakkını mahkemede değil, tanıdıkta arar. Bilim zayıfladığında akıl yerine hurafe, plan yerine kadercilik, kurum yerine biat geçer.
Çözüm; Cumhuriyet’in laik, demokratik, sosyal hukuk devleti niteliği yeniden güçlendirilmelidir. Devlet hiçbir tarikatın, cemaatin, grubun, mezhebin ya da siyasi partinin arka bahçesi olmamalıdır.
Tarikat ve cemaatler bireysel inanç alanında kalabilir; fakat devletin okuluna, yurduna, adliyesine, emniyetine, ordusuna,........
