Truva’nın intikamı
Mihail Kritovulos, Fatih Sultan Mehmet döneminin göz tanığıydı. 1400’lü yılların başında o zamanki adı İmroz olan Gökçeada’da doğdu. Hem ünlü bir hekim hem de adanın ileri gelenlerinden biriydi. Bizans’ın tarih sahnesinden silinişini yaşamış, Osmanlının önlenemez yükselişini görmüştü. Bu yüzdendir ki Papalığın doğu kiliselerini kendine bağlama girişimi olan “Floransa Konsülü” kararlarına karşı çıktı. Bölgenin huzuru için Katolik baskısına karşı Osmanlı egemenliğini tercih etti.
Fethin hemen ardından İstanbul’a giderek Sultan’ın hizmetine girdi. Kuzey Ege adalarının Osmanlı hâkimiyetine alınması için çalıştı. Bu adalar, Batıdan gelecek saldırılara karşı İstanbul’un güvenliği için önemliydi. Fatih, çabalarını takdir etti. Onu İmroz, Limni ve Taşoz adalarının valisi yaptı.
Kritovulos, aynı zamanda tarihçiydi. 1451-1467 yıllarını kapsayan beş ciltlik tarih kitabı yazdı. Yunanca kaleme aldığı kitabına aynen Heredot gibi “Historia” adını verdi ve bizzat Sultana ithaf etti. İthaf mektubuna, “bahtiyar, mazhar ve muzaffer, üstün ve yenilmez, Tanrı’nın yardımıyla karanın ve denizin egemeni, şahların şahı, yüce imparator Mehmet’e kullarının kulu adalı Kritovulos’tan” notunu düştü.
Türkçe tercümesi ilk kez 1910 yılında Tarih-i Osmanî Mecmuasında yayınlanan kitabında, berrak üslubu ve geriye gidişlerle zenginleştirdiği anlatımıyla hem döneme ait bilgiler verdi hem de büyük hükümdarın liderliği, bilgisi, zekâsı ve vizyonuyla ilgili gözlemlerini aktardı. “Cevval zekâsı dünyayı dolaşırdı. İhmal nedir bilmez, maksatlarına dosdoğru koşardı. Satvette, şecaatte, akıl ve zekâda Yunan ve Roma’nın büyük hükümdarları, cengâverleri onun yanında küçük kalırlar” sözleriyle hayranlığını dile getirmekten kendini alamadı.
Kritovulos’un hayranlığı boşuna değildi. Sadece Türk tarihinin değil dünya tarihinin de en büyük hükümdarlarından biri olan Fatih, aynı zamanda büyük bir âlimdi. Altı lisan bilir, sadece Doğulu kaynaklarla........
