Haluk Levent size ibret olsun!
“Rock” müziğinin Türkiye'deki önemli temsilcilerinden olan Haluk Levent, 1989 yılında bir merakla başlamış şarkı söylemeye.
Kafeteryalarda gitarının tellerine hafif hafif dokunurken, biraz da etrafındakilerin ısrarıyla kendisini sahnelerde bulmuş.
Pop müziğinin revaçta olduğu 1990'lı yılların başında ilk albümünü çıkaran Levent, farklı ses ve yorumu ile dikkatleri üzerine çekse de televizyonlara çıkmak için çok uğraşmış.
Aykırı görüntüsü, parasızlıktan popçular gibi iyi giyinememesi ve saçını yaptırmaması yüzünden, yönetmenlere bir türlü kendisini kabul ettirememiş.
“Bir Gece Vakti”, “Bir Yarim Olsun İsterdim”, “Yollarda Bulurum Seni” ve “Ankara” gibi çoğu hit olmuş rock ustalarının şarkılarına yer veren Levent, aradığı şöhrete bu sayede kavuşsa da parayla arasındaki sorunları bir türlü çözememiş.
Takvimler 3 Temmuz 1997’yi gösterdiğinde, artık Levent’in bu sorununu tüm Türkiye öğreniyordu.
1989 yılında bir şirketi olan ve arkadaşına verdiği çekleri zamanında ödemeyen Haluk Levent, “çekte sahtecilik” suçundan kesinleşen iki yıl 10 aylık hapis cezası yüzünden, Antalya konserinin ardından gözaltına alınmıştı.
Geceyi Demircikara Karakolu'nda geçiren Levent, ertesi gün Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken;
“Haluk Levent olarak kaçamazdım. Bir gün konserin birinde beni yakalamalarını bekliyordum" demişti.
Adaletten 4 ay izin isteyen ve bu talebi kabul görmeyen Levent, Adana E Tipi Kapalı Cezaevi'ne götürülürken yaptığı açıklamada;
“Unutkanlığımın cezasını çekiyorum” diyerek, aslında borcuna sadık biri olduğunu iddia ederken...
“Adalet bana gösterdiği inceliği, Selim Edes’e, Engin Civan’a gösterseydi Türkiye’de hiçbir sorun kalmazdı” sözleriyle de “batık bankacıları dolaşırken” kendisinin tutuklanmasına isyan ediyordu.
“Hapisten çıktığımda, karşılarında eylemci bir Haluk Levent bulacaklar” diyerek, artık insanlık için çalışacağını da müjdeliyordu.
Tam 9 ay 12 günlük hapis cezasını çeken Levent, hapisten çıkar çıkmaz ilk iş olarak Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer santrali, saçlarını keserek protesto etti.
Tahliye edildikten sonra “yoklama kaçağı” olduğu için bu kez “Askerlik” vazifesiyle karşı karşıya olan Haluk Levent’e, o dönem gazetelerde köşe yazarlığı yapan Gani Müjde’den ilginç bir teklif geldi.
Müjde, 27.04.1998’de “Haluk Levent'in tost – iti” başlığıyla kaleme aldığı köşesinde;
“Artık çek kullanılmayacak. Titan zinciri daha karlı...” şeklinde bir not düşüyordu.
Çok geçmeden sanatçı, sözleri Sezen Cumhur Önal'a ait “Seni Andıkça” adlı şarkıyı “Mektup” ismiyle izinsiz kullandığı için “47 milyar liralık” maddi ve manevi tazminat cezasına çarptırıldı.
Mahkeme kararı sonrası Haluk Levent’in yaptığı;
“Sezen Cumhur’a ‘Haluk Levent’in parasını yedim’ zevkini tattırmayacağım. Parayı vermeyeceğim. Cezası neyse, gidip yatacağım” açıklaması oldukça ibretlikti.
“Tuvalet sıklığında konsere çıkan!” yani 2001 yılında tefecilere olan borçlarını kapatmak için 3 günde bir konser veren Haluk Levent, her ne kadar “ödeyeceğim” dese de kimseye borcunu ödemiyordu.
Tabii bu arada “siyaset” yapmayı da ihmal etmiyordu.
2003 yılında AK Parti konserini “program yoğunluğu” gerekçesiyle iptal eden Levent, kâh Almanya'da PKK /KADEK'in düzenlediği konsere katılıyordu…
Kah CHP Kartal İlçe Örgütü için mescit bahçesinde şarkı söylüyordu.
“Biz bu ülke sevdalısıyız, cumhuriyetçiyiz, kuvayı milliyeciyiz" nutukları atan Levent’in başı, çok geçmeden yine ödemediği borçlar yüzünden derde giriyordu.
* 26 Mayıs 2004’te, 70 bin dolarlık borcu yüzünden........
