Trump-Xi görüşmesinden Ukrayna diplomasisine: Moskova ne görüyor?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftası, dünya siyasetinin farklı başlıklarının aynı diplomatik zeminde buluştuğu yoğun bir trafiğe sahne oldu. New York’ta Rusya ve ABD arasında temaslar yürütülürken, Washington’da Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmesi gerçekleşti. İlk bakışta birbirinden farklı görünen bu iki gelişme, aslında ABD’nin aynı anda karşı karşıya olduğu jeopolitik ve ekonomik sorunların birbirini nasıl etkilediğini gösterdi.
Rusya medyasındaki değerlendirmelerde Trump-Xi görüşmesinin öne çıkan tarafı, iki ülke arasındaki rekabetin sona ermesi değil, bu rekabetin belirli bir süre için kontrol altında tutulmak istenmesi oldu. Moskova’daki uzmanlara göre Washington ve Pekin, ticaret ve teknoloji alanındaki stratejik rekabetlerinden vazgeçmiş değil. Ancak mevcut şartlarda yeni bir gerilim dalgasının iki taraf için de maliyetli olduğu görülüyor.
Rusya Yüksek Ekonomi Okulu’ndan Vasiliy Kaşin de görüşmeyi bu çerçevede değerlendiriyor. Kaşin’e göre Trump ile Xi arasındaki temas, kapsamlı bir uzlaşmadan çok taktiksel bir gerilimi azaltma arayışını yansıtıyor. ABD ile Çin arasındaki rekabet devam ederken, tarafların ticaret savaşının daha fazla derinleşmesini istememesi dikkat çekiyor.
Bu yaklaşım Moskova’nın Washington’a ilişkin genel değerlendirmesiyle de örtüşüyor. Rus uzmanların önemli bir bölümü Trump yönetiminin aynı anda Çin, Ortadoğu, enerji ve Ukrayna gibi birbirinden farklı dosyalarla uğraşmak zorunda kaldığına dikkat çekiyor. Dolayısıyla ABD’nin dış politikasında daha fazla esneklik ve maliyet hesabı yapması bekleniyor.
Bu durumun Ukrayna savaşına yansıması ise özellikle enerji başlığında görülüyor.
New York’ta Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında gerçekleşen görüşmenin ardından enerji altyapısı ve tahıl ihracatı konusunda sınırlı bir ateşkes ihtimali yeniden gündeme geldi. Washington açısından bu başlıkların önemi yalnızca savaşın insani ve ekonomik sonuçlarıyla sınırlı değil. Rus enerji tesislerine yönelik saldırıların küresel yakıt piyasalarına etkisi, ABD yönetiminin de yakından takip ettiği bir konu haline geliyor.
Ancak Moskova'nın yaklaşımında önemli bir ayrım bulunuyor. Rusya, Ukrayna konusunda müzakereye açık olduğunu söylerken geçici bir ateşkesin kalıcı çözümün yerine geçmesine karşı çıkıyor. Sergey Lavrov’un Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki açıklamaları da bu tutumu ortaya koydu. Moskova, savaşın kısa süreli olarak durdurulmasından ziyade uzun vadeli ve sürdürülebilir bir barış anlaşması üzerinde çalışılması gerektiğini savunuyor.
Bu nedenle BM haftasının ardından ortaya çıkan tabloyu “barış görüşmeleri yeniden başladı” şeklinde değerlendirmek için henüz erken.
Rusya, ABD ve Ukrayna arasında........
