menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sıradaki zirve COP31 ve iklim diplomasisinde stratejik bir eşik

12 0
09.07.2026

Türkiye NATO Zirvesi’nin hemen akabinde bir başka önemli toplantıya daha ev sahipliği yapacak… COP 31…

Birilerinin umduğu, beklediği ve dünyanın dört bir tarafına şikayet ettiği gibi kudretsiz, dünyadan kopuk bir Türkiye ve siyasal iktidar yok. Küresel sistem içinde saygın, güçlü, itibarlı bir ülke ve lideri Recep Tayyip Erdoğan var…

Yirmi birinci yüzyılın uluslararası sistemi, klasik güvenlik mimarisinin ötesine geçen çok katmanlı krizler tarafından şekillendirilmektedir. Enerji arz güvenliği, su stresi, gıda zincirlerindeki kırılganlık, iklim kaynaklı göç hareketleri ve aşırı hava olaylarının makroekonomik etkileri çevresel meseleler olarak sınıflandırılamayacak ölçüde sistemik sonuçlar üretmektedir.

Bu bağlamda iklim değişikliği, küresel siyasetin çevresel bir alt başlığı olmaktan çıkarak uluslararası düzenin kurucu parametrelerinden biri hâline gelmiştir.

Devletlerin rekabet kapasitesi, diplomatik ağırlığı ve ekonomik dayanıklılığı iklim dönüşümüne uyum sağlayabilme becerileri üzerinden değerlendirilmektedir.

Bu dönüşüm küresel yönetişim mekanizmalarının niteliğini de değiştirmiştir. Devletler sınır aşan risklerin yönetiminde tek taraflı politika araçlarının yetersiz kaldığını tecrübe etmiş ve bunun sonucunda çok taraflı müzakere platformları daha kritik bir rol üstlenmiştir.

Bu platformların en önemlilerinden biri COP, yani Conference of the Parties (Taraflar Konferansı) mekanizmasıdır. COP, uluslararası sözleşmelere taraf devletlerin düzenli aralıklarla bir araya gelerek norm üretimi, yük paylaşımı, finansman tasarımı ve uygulama denetimi gerçekleştirdiği kurumsal karar alma zemini olarak tanımlanabilir.

COP 31’in Türkiye’ye kazandırılması kolay olmadı. Pek çok talipli vardı. En çok isteyen ülkelerden biri de Avustralya idi. Türkiye’nin üstün diplomasisi ile ev sahibi Türkiye oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum ve elbette “sıfır atık” projesi ile küresel bir etki alanı oluşturan Emine Erdoğan Hanımefendi’nin yoğun, nitelikli ve kararlı çabaları Türkiye’yi iklim konusunda da dünyanın yıldızı haline taşıdı…

Kamuoyunda COP kavramı çoğunlukla Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamındaki iklim zirveleriyle özdeşleşmiştir. Bunun nedeni açıktır: iklim COP’ları, küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkili kararların şekillendiği platformlardır.

Karbon piyasaları, emisyon azaltım taahhütleri, yeşil finansman, enerji dönüşümü ve iklim uyum politikaları bu zirvelerde müzakere edilir. 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması bu müzakerelerin modern uluslararası düzen açısından en kritik çıktılarından biri olarak kabul edilmektedir. Paris sonrası dönemde mesele hedef belirlemekten çok bu hedeflerin finansal ve teknolojik altyapısını inşa etmek hâline gelmiştir.

COP sistemi iklim ile sınırlı........

© Haber7