Devlet kapasitesi, toplumsal dayanışma ve siyasal meşruiyet ve 6 Şubat depremleri
Asrın felaketinin üçüncü yıldönümünde 6 Şubat 2023 depremlerinin merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık ilçesinde idim. Bir yandan aradan geçen yıllarda devlet ve millet dayanışması ile yapılanları yeniden görmek, diğer yandan da deprem şehitlerimizi anmak ve afetzede kardeşlerimizle buluşmak, onların duygularına düşüncelerine tanıklık etmek fırsatı buldum. Bu arada ana muhalefet partisinin eleştirilerinin saha ile örtüşüp örtüşmediğini de müşahede ettim…
6 Şubat 2023 depremleri, Türkiye’nin kurumsal dayanıklılığını, toplumsal sözleşmesini ve kamusal meşruiyet mekanizmalarını eş zamanlı olarak sınayan tarihsel bir kırılma anı olmuştur.
Afet sosyolojisi literatüründe bu tür olaylar, “doğal” olmaktan ziyade, toplumsal olarak üretilmiş kırılganlıkların açığa çıkışı olarak tanımlanır. Yıkımın boyutu, fay hatlarının enerjisiyle çok ilgilidir ama bir o kadar da kentleşme biçimleri, gelir dağılımı, yapı stokunun niteliği ve yerel yönetişim kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir.
Dolayısıyla 6 Şubat depremleri, Türkiye için bir afetin ötesinde; kentleşme politikalarının, kurumsal koordinasyonun ve sosyal devlet kapasitesinin bütüncül bir stres testi olarak da görülmelidir...
Uluslararası afet yönetimi modellerinde “recovery- iyileşme-toparlanma” aşaması, artık yalnızca eski durumun geri getirilmesi olarak değil; daha güvenli, daha kapsayıcı ve daha dirençli bir toplumsal yapının inşası olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’de izlenen model, bu anlayışla uyumlu biçimde, geçici barınmadan kalıcı yerleşime hızla geçişi esas almıştır.
Bu süreç, klasik “yardım” mantığından farklı olarak, kamusal yatırım, altyapı modernizasyonu ve mekânsal planlama reformu ile iç içe ilerlemiştir. Pazarcık ve diğer afet bölgelerinde kurulan yeni yerleşimler, konut arzını karşılamayı; ulaşım, sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal yaşam alanlarını bütünleştiren bir kentsel sistem kurmayı hedeflemiştir.
Bu yönüyle yeniden inşa süreci, afet sonrası bir müdahale olmanın ötesinde, bölgesel kalkınma ve mekânsal eşitsizliklerin giderilmesine yönelik stratejik bir kamu politikası alanına dönüşmüştür.
Siyaset bilimi literatüründe devlet kapasitesi, kaynak büyüklüğüyle, kriz anlarında hızlı karar alma, koordinasyon sağlama ve toplumsal güven üretme yeteneğiyle ölçülür. 6 Şubat sonrasında yürütülen yeniden inşa süreci, bu kapasitenin sınandığı ve yeniden tanımlandığı bir alan olmuştur.
Merkezi idarenin planlama gücü, yerel yönetimlerin sahadaki........
