menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AK Parti ve Terörsüz Türkiye: Güvenlik Paradigmasından Kalıcı Toplumsal Bütünleşmeye

16 0
13.08.2026

14 Ağustos 2026 günü yani yarın AK Parti, kuruluşunun çeyrek asrını geride bırakacak. Milletin tercihi ve helal oyları ile millete hizmette geçen çeyrek asır… Dile kolay…

AK Parti’nin 25 yıllık siyasi tecrübesi değerlendirilirken Türkiye’nin uzun yıllardır karşı karşıya bulunduğu terör sorununda gelinen yeni aşama ayrı bir önem taşımaktadır.

Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından formüle edilen ve öncülüğünde başarıyla hayata geçirilen “Terörsüz Türkiye” hedefi bir güvenlik politikasının dar sınırları içerisinde değerlendirilemeyecek kadar kapsamlı bir perspektife işaret etmektedir.

Bu hedef terör örgütlerinin silahlı kapasitesinin ortadan kaldırılmasını, şiddetin siyasal alan üzerindeki etkisinin sona erdirilmesini, demokratik siyasetin güçlendirilmesini, toplumsal bütünleşmenin tahkim edilmesini ve Türkiye’nin enerjisini daha güçlü biçimde kalkınma ve refah alanlarına yöneltebilmesini içeren çok boyutlu bir devlet stratejisi olarak ele alınmalıdır.

Terörle mücadele Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli güvenlik meselelerinden biri olmuştur.

Ancak son çeyrek asır içerisinde bu mücadelede kullanılan yöntemler, araçlar ve devlet kapasitesi önemli ölçüde değişmiştir.

Güvenlik politikalarının istihbarat, teknoloji, sınır güvenliği, özel operasyon kapasitesi ve savunma sanayii alanlarında güçlendirilmesi, terör örgütlerinin hareket alanını ciddi biçimde daraltmıştır.

Özellikle yerli ve millî savunma teknolojilerinin gelişmesi, insansız hava araçları ve diğer teknolojik sistemlerin etkin kullanımı, istihbarat kapasitesinin artırılması ve sınır ötesi operasyon kabiliyetinin geliştirilmesi terörle mücadelede dışa bağımlılığı azaltmış ve stratejik hareket alanını genişletmiştir.

Bu değişim terörle mücadelede önemli bir paradigma dönüşümünü de beraberinde getirmiştir.

Geçmişte daha çok terör eylemlerinin önlenmesi ve örgütsel kapasitenin etkisizleştirilmesi üzerine kurulan güvenlik yaklaşımı, zaman içerisinde terörün beslendiği alanların daraltılması, sınırların kontrolünün güçlendirilmesi ve örgütlerin bölgesel hareket kabiliyetlerinin sınırlandırılması yönünde genişlemiştir.

Bugün gelinen aşamada ise hedef terörle mücadeleyi sürekli bir güvenlik operasyonları döngüsü olmaktan çıkararak terörün kendisini siyasal ve toplumsal hayatın dışına itebilecek kalıcı bir zeminin oluşturulmasıdır.

“Terörsüz Türkiye” kavramının tarihsel ve siyasal anlamı esas olarak burada ortaya çıkmaktadır. Mesele, sadece silahların susması değildir.

Asıl hedef şiddetin........

© Haber7