menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğretmeni bitirdiğinizde: Öğretmene saygısızlık ve mezuniyet törenleri

10 0
20.06.2026

Bir milletin geleceği, okul sıralarında şekillenir. Okulların kapandığı şu günlerde de iki konu üzerinde duracağım. Öğretmene yönelik saygısızlık/şiddet ve mezuniyet törenleri.

Öğretmenlik, kutsal olduğu kadar zorlu bir meslektir. Nurettin Topçu'nun deyişiyle parayla, pulla değerlendirilemez; o, “adanmışlık” ister. Rahmetli, “öğretmen bir memur değil bir milletin ruhunu inşa eden mimardır” der. Zira öğretmen ve eğitim sistemi yanlış yaparsa, yanlış nesiller yetiştirirse toplum kokuşur, çürür.

Geçen günlerde bir öğretmen arkadaşım iki dakikalık bir video gönderdi. Lise son sınıfta oldukları anlaşılan öğrencilerin, genç bir öğretmenle nasıl alay ettiklerini gösteriyordu. İnanın, o görüntüleri sonuna kadar izleyemedim. Bu yazıyı kaleme almama da işte o içerik neden oldu.

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” anlayışından, “öğretmene nasıl saygısızlık yaparım” anlayışına nasıl geldik? Düne kadar anne babadan sonra eli öpülmeye en layık kişi öğretmen iken, bugün ne oldu da dalga geçilen birine dönüştü? Öğretmenlik ne zaman bu kadar değersiz bir meslek hâline geldi? Burada öğretmenin bireysel hataları, eksikleri ya da yanlış tutumları olabilir ama şimdilik konumuz bu değil.

Son yıllarda okullarımızda öğretmene yönelik saygısızlık, hatta zorbalık vakaları giderek artmaktadır. Sosyal medyada dolaşan görüntülerde, öğretmenine el kaldıran, hakaret eden öğrenciler görüyoruz. Bu manzara, sadece bireysel bir terbiye sorunu değil; ailelerden eğitim sistemine, sosyal medyadan yasal mevzuata kadar uzanan sistemik bir çürümenin yansımasıdır. Sınırların konulmadığı, kuralların tanınmadığı, şiddetin sıradanlaştığı ailelerde “çocuk her zaman haklıdır” anlayışı hâkimdir. Ebeveyn denetiminden yoksun bu ailelerin şımartılan çocukları, kendilerini dokunulmaz birer kral ya da kraliçe olarak görür. Aileler ise “benim çocuğum yapmaz” sendromuyla hareket eder.

Oysa onuru ezilen, şahsiyeti yok sayılan öğretmen, sınıfta dersini işleyecek otoriteden mahrum kalır. Çocuk, evde öğretmenin küçümsendiğini gördükten sonra okulda ona nasıl saygı duysun ki? Farkında olmadan aileler, çocuklarına saygısızlık dersi vermektedir.

Yaşı kırkın üzerinde olanlar, o dönemlerde ki bazı öğretmenlerin ne kadar şiddet uyguladığını az çok hatırlar. Bugün ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız: dokunulmayan, hiçbir şey söylenmeyen, en ufak bir uyarıda yıkılan çocuklar ve aileler… Bir uçtan diğerine savruluyoruz. Dünün otoriter eğitiminden, bugün öğretmene saygısızlıkta sınır tanımayan nesiller yetiştirir hâle geldik. "Çocuk merkezli eğitim"........

© Haber7