Şüphe çağında itirazlar farklı, hedef aynı
Bir kamera, iddialı bir başlık, kırk saniyelik video… Sosyal medyada İslam hakkında büyük hükümler vermek için bu kadarı yetiyor.
Vahiy, peygamberlik, hadis, mezhep, asırlık bilgi ve yorum birikimi… Hepsi, bir sonraki videoya geçmeden önce çözüme kavuşturulmuş oluyor.
İnsanlığın büyük soruları, ekran süresine uygun hâle gelince pek kolaylaştı. Söylemler birbirinden farklı; kimi vahyi reddediyor, kimi peygamberliği, kimi hadisleri, kimi mezhepleri…
Fakat bu itirazların önemli bir kısmı aynı yerde buluşuyor: İslam’ın bilgi kaynaklarını, tarihsel sürekliliğini, yorum geleneğini ve temel esaslarını tartışmalı hâle getirmek. Niyetler ve gerekçeler farklı olsa da hedef aynı!
Yeni ateizm, İslam’ı belli bir tarihsel dönemde üretilmiş mitoloji olarak sunuyor. Pozitivist ve bilimci yaklaşım ise vahyi, mucizeyi, meleği, cini ve gaybı “bilim dışı” ilan ederek tartışmayı bitirdiğini düşünüyor.
Bir de bilim ve dini birbirinin rakibi gibi sunanlar, hatta karşılaştıranlar var. En yüksek alçalmışlık çağına uygun bir cehaletin bilgiçlik taslaması!
Deist ve agnostik içeriklerde de benzer bir rahatlık var. “Tanrı vardır ama din göndermez.” “Tanrı’nın var olup olmadığını kimse bilemez.” İnsanlığın yüzyıllardır tartıştığı meseleler, kırk saniyelik videolarda kesin hükme bağlanıyor. Ardından başka başka videolar ve bu tür videoların tuhaf tipler eliyle servis edildiği fast food tarzı aydınlanma geliyor. Afiyet olsun!
Bununla kalsa iyi. Hz. Peygamber’in hayatına ilişkin kaynaklar güvenilmez, Kur’an başka dinlerden derlenmiş, bazı hükümler yalnızca indirildikleri dönem için geçerliymiş…........
