menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müzik aleti idam edilir mi ya da “Tulum” günah mı?

12 0
22.08.2026

Anadolu’nun mana dolu şehirlerini gönülden dinleye dinleye “E Ya Rabbi çok şükür da gene gelduk Pazar’a… ” müzik ritmi kulağımda, Rize-Pazar ilçeme “bismillah” diyerek giriş yaptım.

Köyümdeyim; tulum dinliyorum telefondan.

Derken rahmetli hafız dedem, babam ve tüm geçmişlerim hatırıma geliyor; hemen tulumdan Fatiha’ya geçiş yapıyorum!

Keşke (komşumuz) “tulumci Selimina” (Selim Bölükbaşı) köyde olsa da canlı tulumla kendimizden geçsek, Koşa Abdullah ağabeyin ya da Ceva Fatih’in de kemençesinin katkılarıyla.

Tulum ve kemençe derken müzikle ilk irtibatımın çocukluğuma uzandığını hatırlıyorum.

Doğduğumda kulağıma okunan ezan ve annemin ninnilerinden sonra, ilk müzik ritmi bana Çağrı filmi aracılığıyla gelmişti.

Köylerde canlılığın devam ettiği 80’lerin başları.

Televizyonu olan İmami Eme Dayı’nın evinde kalabalık bir kitle olarak Çağrı filmini izliyorduk. Mekke’nin Fethi sahnesindeki

“Allâhu ekber, Allâhu ekber, Lâ ilâhe illallâh.

Allâhu ekber, Allâhu ekber ve lillâhil-hamd.

Allâhu ekberu kebîra, vel-hamdu lillâhi kesîra

ve subhânallâhi bukraten ve asîle…”

tesbih, tehlil ve tekbir eşliğindeki musikî kulağıma tatlı bir ninni gibi gelmişti; rahmetli babaannemin kucağında uyuklamışım.

Sonra rahmetli babamın görevi dolayısıyla gittiğimiz Fransa yolları.

Üç günlük yolculuk boyunca arabada dinlediğimiz, babamın özel seçme kasetlerindeki ilahiler ve ezgiler, çocuk kalbimi kıpır kıpır yapardı:

“Talaal Bedru Aleyna,” “Gel Gör Beni Aşk Neyledi”, “Ben Bu Yolu Bilmez İdim”, “Bu Aşk Bahr-i Ummandır” dan “Bir Güneş Doğuyor”, “Kalksam ve Dirilsem”, “Ayasofya”ya…

Lise yıllarında ezgiler ve ilahiler devam etmekle birlikte, arabesk, pop ve rock da girdi devreye!

Bir Mirkelam’ın “Her Gece”si, bir Şebnem Ferah’ın “Vazgeçtim Dünyadan”ı, bir Ayna’nın “Ölünce Sevemezsem........

© Haber7