“Suça sürüklenen çocuk” yerine “Suça karışmış ergen” desek
Mattia Ahmet Minguzzi cinayetinin tutuklu sanığı 16 yaşındaki Berkay Budak, cezaevinden hastaneye sevk edilirken sigara isteği reddedilince olay çıkarıyor. Savcılık, personele tehdit ve hakaret ettiği, ayrıca ring aracına zarar verdiği gerekçesiyle hakkında 1 yıl 11 aydan 6 yıl 10 aya kadar hapis cezası talep ediyor.
Bu hafta başındaki bir haberin özeti böyle!
Neden mi böyle bir giriş yaptım?
Göreve geldiği ilk günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “suça sürüklenen çocuk” kavramının değiştirilmesi gerektiğine dair sözleri üzerinde çok durulmadı da ondan!
Mesele, sadece suçluya verilen cezaların az ya da çok olması değil. Suçun failini nasıl tanımladığımız da büyük önem taşıyor da ondan!
Demem o ki; halihazırda kullanılan “suça sürüklenen çocuk” kavramı sorunlu.
Çünkü bu kavram, “çocuk” diyor ama ortada çocuk değil de “ergen” var aslında.
Çocuk derken, masumiyet akla gelir.
Çocuk, saftır, temizdir!
Çocuk, yaramazdır, kırıp döker ama ne yaptığını bilmez; anlatsan da anlayamaz!
Çocuk çocuktur, ergen değildir; akıl ve baliğ değil ki iyiyle kötüyü ayırt etsin!
Çünkü “suça sürüklenen çocuk” kavramı, “suç”u işleyeni (mesela 16 yaşındaki kişiyi) tamamen pasif biri gibi gösteriyor.
Yani sanki kendi iradesi hiç yokmuş gibi bir anlam çıkıyor.
Oysa gerçek bu değil.
Mesela organize hırsızlık yapan gruplarda “bilinçli........
