'İstihdam ile terörün önüne geçmek' ne kadar mümkün?
25 Mart’ta TÜİK işgücü istatistiklerini açıkladı; işsizlik oranı % 8,3 seviyesinde gerçekleşti. Son 21 yılın en düşük işsizlik oranı.
Meselenin “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili yönüne bakmak lazım.
İstanbul Üniversitesi’nden Başak Işıl Alpar ile Abdullah Miraç Bükey çok önemli bir araştırmaya imza attılar. Tam da “Terörsüz Türkiye” sürecinin sosyal ve ekonomik “bütünleşme” aşamasına denk geliyor.
İşin hukuki sürecinin nasıl olacağı kısmını ehline bırakayım; ama “İş Gücü Piyasası ile Terör İlişkisinin Teorik ve Ekonometrik Analizi: Türkiye Örneği (2014-2020)” adıyla basılan araştırma kitabı, meselenin hukuki sürecini şekillendirecek olanlara önemli veri/bilgi sunuyor.
Ne mi diyor araştırma?
“Terörün tek bir nedeni yok” diyor.
Her ülkenin kendi şartları belirleyici.
Hızlı nüfus artışı önemli; ama genç ve işsiz erkekler, “kırılganlık” yaratıyor.
Plansız kentleşme risk; özellikle göç hem fırsat hem güvenlik sorunu.
Eğitim/sizlik ve değer erozyonu da terörün varlığında rol oynayabiliyor.
Yoksulluk tek başına terör için açıklayıcı değil; ancak yoksulluğa eklemli eşitsizlik ve adaletsizlik güçlü bir etken. Özellikle “kırsal geri kalmışlık” terör örgütleri için zemin oluşturabiliyor.
Buna karşılık, zengin ülkelerde de terör görülebiliyor. ETA ve IRA, bunun örnekleri.
Ama mesele sadece ekonomi değil; psikolojik kırılmalar da devrede. Mesela hayal kırıklığı, öfke ve dışlanma, özellikle terör örgütlerine katılımda belirleyici olabiliyor. Yani dışlanma ve ayrımcılık radikalleşmeyi ve dolayısıyla terörü besleyebiliyor.
Üstelik terör, nedenleri ve sonuçlarını iç içe. Mesela........
