menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijitalizm!

22 0
16.08.2026

Pazar sabahına uyanıyoruz.

Evin içi henüz sessiz…

Pencereden giren ışık masanın üzerindeki boş bardağı aydınlatıyor.

Fakat elimiz, daha günün tadını çıkarmadan, başucumuzda büyük bir sabırsızlıkla bekleyen o küçük, soğuk cama uzanıyor.

Birkaç saniye içinde dünyanın bütün dertleri, bir siyasetçinin sert cümlesi, sınırda veya şehirde yaşanan bir operasyonun ilk sıcak görüntüleri, arkasından neşeyle dans eden bir çocuk, lüks bir restoran reklâmı ve hemen ardından derin bir toplumsal trajedinin haberi... Hepsi aynı parmak hareketiyle gözümüzün önünden akıp geçiyor.

Dünyanın bütün acıları, öfkeleri ve neşeleri tek bir ekranda, aynı hizada ve aynı değersizlikte birleşiyor.

Eskiden evin ortasında duran o kaba televizyonların hiç değilse bir düğmesi vardı. Gece yarısı yayın biter; İstiklal Marşı çalar, ekran karlanır ve ev kendi sessizliğine gömülürdü.

İnsan ne kadar televizyon izlerse izlesin, en nihayetinde kendi hayatına, kendi düşüncesine dönerdi.

Bugünü farklı kılan şey, ekranın hiç kapanmaması…

Cebimizde titreşiyor, yatağımızın içinde bizimle uyuyor ve bizden önce güne başlıyor.

Son zamanlarda ülkede yaşananlara bakalım:

Siyasetteki gerilimler, Meclis’teki tartışmalar, arka arkaya gelen güvenlik operasyonları ya da mutfaktaki yangın...

Bütün bu süreçlerin içinde yaşarken asıl garip olan şey, gerçeğin kendisiyle değil, onun bize sunulan simülasyonuyla ilişki kuruyor oluşumuz.

Sosyal medya akışında bir........

© Haber7