menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çağdaş İnanç Sorunları: 3. Agnostisizm (Bilinmezcilik)

5 0
22.01.2026

Agnostisizm, sözlükte bilinmezcilik ya da bilinemezcilik olarak tanımlanmaktadır; insan aklının Tanrı ve evren hakkındaki mutlak gerçeği bilemeyeceğini ileri süren felsefî akımdır. İslami kaynaklarda bu akım ‘laedri’ veya ‘lairfani’ kavramıyla karşılanmaktadır.

Agnostik düşünce, epistemolojik alanda (bilgi felsefesi alanında) yer alan bir felsefi görüş olarak ortaya çıkmıştır. Agnostisizmdeki en temel konu insanın neyi bilip neyi bilemeyeceği tartışmasıdır. Kısaca agnostisizm, insanların mutlak bilgiye (kurucu kesinliğe veya hakikate) ulaşamaya­cağını, özellikle de Tanrı hakkında kesin bilgi elde etmenin mümkün olmadığını savunan felsefi bir akımdır. Türkçede bilinmezcilik şeklinde karşılanan agnostisizm, XIX. yüzyılın ikinci yarısı boyunca bir Tanrı’nın var olup olmadığının bilinemeyeceği iddiası etrafındaki görüşleri ifade etmek üzere yaygınlık kazanmıştır.

Agnostisizm, teolojik anlamda Tanrı´nın varlığının ya da yokluğunun, bilimsel olarak da evrenin nereden türediğinin bilinmediğini veya bilinemeyeceğini ileri süren felsefi yaklaşımı ifade eder. Agnostisizm, genel anlamıyla Tanrı inancını ispatlamak için insanların gerekli / yeterli kapasite ve akli melekelere sahip olmadığını, yani Tanrı’nın var olup olmadığının bilinemeyeceğini savunan bir felsefi temelli görüştür. İnsan aklının, Tanrı'nın var olduğu inancını veya Tanrı'nın olmadığı inancını haklı çıkarmak için yeterli rasyonel gerekçeler sağlayamadığının öğretisidir. Bir agnostiğe göre “Tanrı yoktur” veya “Tanrı vardır” demek iddiaları aynı derecededir. Bu yaklaşıma göre, insan aklının sınırları bulunmaktadır, Tanrı’nın varlığı da insan aklının sınırlarını aşmaktadır. Dolayısıyla O’nun hakkında kesin bir bilgi elde etmek ve varlığını kesin bir bicimde kanıtlamak mümkün değildir. Tanrı’nın sadece varlığı değil, yokluğu da kanıtlanamaz, çünkü aleyhinde kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Çünkü agnostiklere göre bilim, fiziksel, varlığı kanıtlanmış şeylerle ilgilenir; fiziksel olmayan, varlığı veya yokluğu kanıtlanmayan metafiziksel -duyu organlarıyla algılanamayan ve fizik ötesi- bir şey olan Tanrı fikri, bilimle kanıtlanması olası bir şey değildir. Bu yüzden bilebilir değil, ancak “inanabilir” diyebiliriz.

Din felsefesi tartışmalarında bir paradigma, temel bir yaklaşım olarak kabul edilen agnostisizme göre şeyler (eşya, yani nesneler) hakkında ve özel­likle dinî meseleler hakkında doyurucu bilgiye ve nihai hükümlere ulaşmanın imkânsız olduğunu savunmaktadır. Agnostisizm, özellikle pozitivist ve materyalist akımların dayanak noktalarından birisi olarak kullanılabilen bir akımdır (İlhan Kutluer, “Agnostisizm”, TDV İslam Ansiklopedisi, C 27, s. 41).

“Agnostisizm, aslında özü itibariyle Tanrı’nın varlığını kesin olarak kabul eden teizm kadar Tanrı’nın yokluğunu savunan ateizme de karşıdır. Agnostiklere göre Tanrı’nın varlığı kesin olarak bilinemeyeceği gibi yokluğunu iddia etmek de doğru değildir. Çünkü o da kesin olarak bilinemez.” (Ahmet Cevizci,........

© Haber7