menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sibirya ve İran’da unutulan Türk dilleri!

25 0
26.08.2026

Kültürel varlığın ve tarihsel hafızanın en somut kalesi hiç şüphesiz dildir.

Bir dilin susması, sadece kelimelerin unutulması değil, o dili var eden toplumun dünyaya bıraktığı benzersiz mirasın, felsefenin ve hayat biçiminin de tarihin karanlığına gömülmesi demektir.

Bugün küreselleşmenin tek tipleştirici dalgası ve jeopolitik baskıları altında, tarihimizin en köklü damarlarından olan azınlık Türk dilleri, Sibirya’nın bozkırlarından İran’ın içlerine uzanan geniş bir hatta sessiz bir asimilasyon riskiyle ve yok oluş tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.

Sibirya coğrafyasında yaşayan Altay, Hakas, Tuva, Şor ve Saha gibi toplulukların dilleri, Rusçanın baskın sosyo-ekonomik ve idari hegemonyası altında tükenme aşamasına geldi. Eğitim sisteminde ana dilin arka plana itilmesi ve kırsaldan kente göç, genç nesillerin ana dillerinden kopmasına yol açıyor. Bugün UNESCO raporlarında "kesinlikle tehlikede" olarak sınıflandırılan Şorca ve Çulımca gibi diller, konuşur sayısının kritik seviyelere düşmesiyle âdeta son nefesini veriyor!

Benzer bir erozyon, Farsçanın resmî ve baskın dil olduğu İran’da da yaşanıyor. Kaşkay, Halaç ve Horasan Türkleri kurumsal ve eğitimsel düzeyde dillerini koruyacak mekanizmalardan mahrum bir şekilde hayatını sürdürüyor. Binaenaleyh hızla şehirleşen yeni kuşak, resmî dil Farsça odaklı entegrasyon politikaları neticesinde kendi kimliğine yabancılaşıyor.

Bu kırılgan tablo, bölge güçleri olan Rusya ve İran’ın güvenlik........

© Haber7