Malazgirt ve Beklenen Türk
Beyrut’ta yaşlı bir adam, bir arkadaşımızla konuşuyor. Türk olduğunu öğrenince, yakasına yapışıp “nerede kadınız” diye soruyor.
Benzer öyküler duymuşsunuzdur. Afrika ve Ön Asya’nın çeşitli ülkelerinde halkın Türkiye’ye duyduğu sevgi apaçık bir gerçek. Ancak bu, sıradan sevgi değil, aynı zamanda bir kurtuluş umudu ve kurtarıcıya duyulan özlem. “Türk beklenendir” sözü de bu gerçeklikten çıkıyor.
Gönül coğrafyamızda yaşayan insanların Müslüman Türk’ü beklemesi şaşırtıcı değil. Türk tuğları altında geçmiş neredeyse bin yıllık bir huzur döneminin hatıraları var.
Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey, 25 Aralık 1055’te Bağdat’a girdi. Bu tarihten itibaren Ön Asya coğrafyası Türklerin yönetimindedir. Bizler, 30 Ekim 1918’deki Mondros Mütarekesi ile Anadolu’ya çekilene kadar… Tam 863 yıl.
Irak’tan Libya’ya kadar uzanan topraklarda bugün 13 ülke var. 1918’den bugüne gelen 108 yıldır doğrudan veya dolaylı olarak Batı’nın hegemonyası altındalar.
Türklerin hakim olduğu 863 yıl, gelişme ve medeniyetin devriydi. Sonraki 108 yıl ise yoksulluğun, katliamların, sömürünün çağı oldu.
Gözleri kör, kalbi mühürlü olmayanların Türk’ü beklemesinden daha doğal ne olabilir?
DİYAR-I RUM DA TÜRK’Ü BEKLİYORDU
Ancak Türk, bin yıl önce, kendisi ile henüz tam tanışmamış olanlar için de beklenendi…
Malazgirt Savaşı’nın 955. Yılındayız.
Büyüğümüz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu şöyle tasvir ediyor:
Aylardan Ağustos........
