İsa Yusuf Alptekinle Esir Türkistan üzerine bir konuşma
İsa Yusuf Alptekin 1978 yılında bir trafik kazası geçirmiş ve görme yetisini kaybetmişti.
Bu konuşmayı yanlış hatırlamıyorsam on yıl sonra yani, 1988 yılında yapmıştım.
Konuşma ayrıca KONUŞMALAR KİTABI başlığı ile 2022 yılında Okur Yayınlarından çıkardığım bir kitapta yer almıştır.
Bugün, kanayan coğrafya parçalarımızdan biri olarak Doğu Türkistan içimizi acıtmaya devam etmektedir.
Bu sebeple Doğu Türkistan ile detaylı bir bilgi edinmemiz için bu konuşmanın önemli olduğunu düşünüyorum.
Her şeyini bir dava uğruna verebilmek, her şeyinden; yuvasından, çocuklarından, Toprağından malından... Feragat edip canını avuçlarının içine alarak meydana çıkmak... Bu, her insanın yapabileceği bir iş değildir.
İşte bu sebeple sayıları sınırlı oluyor "Her şeyimi bu dava için verdim ben" diyebilen insanların.
Bu insanların “dava"ları anılırsa isimleri, isimleri anılırsa "dava"ları hatırlanır.
Dava ve kişi adı özdeşleşmiştir birbirleriyle.
Türkistan denildiğinde de İsa Yusuf Alptekin adı akla gelir.
İsa Yusuf Alptekin 1901 yılında Kaşgar'ın hemen yakınlarındaki Yenihisar ilçesinde doğmuş.
“Bütün Doğu Türkistan’da olduğu gibi Yenihisar halkının da dini İslam olup mezhebi Hanefi’dir.
Hicri 325 yılında Karahanlılar imparatorluğunun ünlü hükümdarlarından Sultan Satuk Buğra Han’ın, Ebu Nasr Samanı adındaki bir zatın telkin ve teşvikleri ile İslamiyet’i kabul etmesi neticesinde bütün tebası da İslamiyet’i kabul etmiştir.
İslam dini de bu tarihten sonra devletin resmi dini olmuştur ” diyor İsa bey ilçesini tanıtırken.
Babası, Kasım Hacı Muhammed Ali Bey annesi, Ayşe Hanım’dır.
İlkokula gittiği ilk gün; sen kimin kulusun, kimin ümmetisin, kimin milletisin, kimin dostusun sorularının cevabını, daha sonraki günlerde de Kur’an-Kerim' in yedide birini teşkil eden "Heftiyek"i öğrenir.
Doğu Türkistan’da görünürde Maoist Çin hâkimiyeti vardır.
Gerçekte ise Çin'in her başı sıkıştığında yardıma çağırdığı kardeşi Leninist Rusya ve Müslüman halkları iliğine kadar sömüren, emen İngiliz emperyalizminin sağladığı imtiyazları kullanan Hintli Tüccarlar vardır; karası, kırmızısı, grisi hepsi eleledir, yan yanadır birlikte çalışmaktadırlar. Müslümanlarsa yalnız
" Ad"larını titizlikle muhafaza edebilmek için direnen lime lime edilmiş çağdaş köleler, kurbanlardır.
İsa Yusuf Alptekin ilk kez 1926 yılında Kaymakam Çin De Li ile birlikte o'nun "muallimi” olarak Batı Türkistan’a gittiğinde fark eder esarette olduğunu.
Siyasi anlamda bağımsızlık fikirleri edinir.
Batı Türkistan’daki Doğu Türkistanlı aydınlarla ve Batı Türkistanlı özgürlükçülerle görüşmeler yapar.
Ve bu adımlar 60 yılı aşkın bir zamandan beri esaretten kurtulmak uğruna yürümeğe adanmış ilk adımlardır.
Bu adımların arkası geldi ve gelecek de ama İsa Bey’in gözleri artık görmemektedir, sıhhati ciddi olarak bozulmuştur.
Kendisiyle aşağıdaki konuşmayı yaparak, el yordamıyla oturacağı sandalyeyi bulmaya çalışırken şöyle diyor “Kardeşim Ferman bey ben söylenmesi gereken ne varsa söyledim, burada size söyleyeceklerim daha önce konuştuklarımdan bazılarının tekrarı da olabilir kusura bakmayın.
Ben kendini Türkistan davası uğrana adamış biriyim.
Madden hiçbir şeyim yok ama manen çok zenginim”.
Efendim bazı isimler kendileriyle birlikte bir ülkeyi, bir davaya veya bir hareketi çağrıştırırlar. Meselâ, Yaser Arafat denince Filistin akla gelir. İsa Yusuf Alptekin adı da Türkistan’ı, Türkistan da yaşayan insanları çağrıştırıyor. Bize mücadelenizden, amacınızdan bahseder misiniz?
Benim esas gayem Doğu Türkistan’dan Çinlileri çıkarmak yahut Doğu Türkistan’ı Çin esaretinden kurtarmak. Doğu Türkistan'a müteveccih Rus istila planlarına engel olmak. Bu yalnız benim değil aynı zamanda, Doğu Türkistan Türklerinin de gayesidir. Şu 25 sene zarfında Çinliler Doğu Türkistan’ı her kurtuluşu bir yeni istilâ takip etmek üzere dört defa istila ettiler.
Her istila sırasında Doğu Türkistan Müslümanlarına çok ağır zulüm ve işkenceler yaptılar ve her işkence her katliam yeni bir ayaklanma ile sonuçlandı. Ayaklanıp Çin’den kurtuluyoruz bu sefer Ruslar gelip işgal ediyorlar.
Anlamadım İsa Bey Rusların Doğu Türkistan’da ne işi var?
Evet, Ruslar bizim Doğu Türkistan’ı defalarca işgal ettiler. Bu; gerek Çinlilerin çağırmasıyla olur, gerek kendileri gelip işgal ederler. Çünkü eğer Doğu Türkistan’da müstakil bir devlet kurulursa o zaman Rusya’nın işgali altındaki Batı Türkistan için de bir ilham kaynağı olur. Bu sebeple Ruslar bizim müstakil bir devlet kurmamızı istemiyor ve asker sokup kurulan devletimizi yıkıyordu, bu suretle gene istilaya maruz kalmış oluyorduk. Sadece istila etmekle kalmıyorlardı, akla gelmeyecek katliamlar yapıyorlardı.
Mao çe-Tung devri ile ondan sonraki yönetimler arasında size karşı tutumlarda bir değişme oldu mu?
Elbette oldu. Mao devrinde yerlerimiz yoktu, hepsi müsadere edilmişti. Mao'dan sonra siyaset biraz yumuşadı, adam başına azıcık yer verdiler. Bu yerler icara verilmiş gibidir.
Satmak yok, miras bırakmak yok... Ekeceksin, yiyeceksin, erzakın bir kısmını hükümete........
