Trump’ın kaosu Şi’nin soğukkanlı satrancı
Dünya, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugün başlayan kritik Çin ziyaretinden çıkabilecek sonuçlara odaklanmış durumda.
Trump’ın başkanlığa tekrar dönüşünün ardından Çin’e yaptığı bu ilk ziyarette iki tarafın masaya ne koyacağının yanı sıra, son yıllarda hangi liderin küresel dengeleri kendi lehine çevirdiği de tartışılıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’i durdurmak için çıktığı yolda, yaptığı hamlelerle rakibinin yükselişini hızlandıran en büyük jeopolitik katalizöre dönüşmüş durumda.
Amerika, uzun yıllar boyunca dünyaya “kurallar sistemi” sattı. Uluslararası hukuk, kurumlar, ittifaklar, diplomasi, serbest ticaret, küresel güvenlik mimarisi… Bunların tamamı Washington merkezli düzenin temel taşlarıydı.
Ama bugün ironik şekilde bu düzeni en sert şekilde sarsan aktör artık Çin değil, bizzat Amerika’nın kendisi.
Trump’ın saldırgan dış politikası, ülkesinin en büyük gücü olan “öngörülebilirlik” ve “güven” kavramlarını eriterek Amerika’yı küresel sistemin “risk kaynağına” dönüştürdü.
Trump Vurdukça Çin Güçleniyor
“Önce Amerika” yaklaşımıyla Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere uluslararası mekanizmaları küçümseyen Trump, küresel sistemi kişisel pazarlık masasına dönüştüren bir çizgiye evrildi.
Çin ise Trump’ın “öngörülemez Amerikası”nın tam tersine sahneye farklı bir rolle çıkıyor.
Bir zamanlar “kapalı”, “sert” ve “agresif yükselen güç” olarak gösterilen Pekin yönetimi, bugün daha kontrollü, sabırlı ve hesaplı bir ülke görünümü veriyor.
Saldırgan hale gelen Amerika bağırırken, soğukkanlı adımlarla ilerleyen Çin sessizce stratejik alan kazanıyor.
Trump kriz üretirken Çin istikrar dili kullanıyor. Trump tehdit ederken Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, diplomasi masasında daha rasyonel, öngörülebilir ve “yapıcı” bir aktör olarak ağırlığını artırıyor.
Bu nedenle artık birçok ülke için Çin sadece ekonomik bir dev değil; aynı zamanda Amerika’nın oluşturduğu kaotik ortamda “denge merkezi” olarak görülmeye başlanıyor.
Çin’i hedefe koyan Trump, ticaret savaşlarından gümrük tarifelerini yüzde 145’lere yükseltmeye, ambargo uygulamalarından tedarik zincirlerini kırmaya kadar her yolu denedi.
Ancak sonuç, beklenenin aksine Çin’i dizginlemek yerine ona yeni savunma kasları kazandırdı.
Trump’ın baskıları Çin’i “ucuz üretim ekonomisi” olmaktan çıkarıp yüksek teknoloji merkezine dönüştüren süreci hızlandırdı.
Özellikle nadir elementler........
