menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dağılan dikkati toplamak: Teşettütten Vakar, Sekinet ve Sebata

17 0
14.09.2026

Daha önce yine bu köşede yayımlanan "Kolaylıkların Gölgesinde Büyüyen Yorgunluk" başlıklı yazımızda, dijital çağın hayatımızın ritmini nasıl hızlandırdığını ve bu hızın bizi nasıl yorduğunu ele almıştık. Bu yazı, onun devamı ve tamamlayıcısıdır. Orada yorgunluğun izini sürmüştük; burada ise onu besleyen temel sebeplerden birine, dağılan dikkate bakacağız.

Dağılmanın adı teşettüt, buna karşı aradığımız hâl ise cem-i dikkat, yani dağılmış yönelişi yeniden bir merkezde toplamaktır. Bu toparlanmanın üç temel terbiyesi vardır: vakar, sekinet ve sebat. Vakar, her çağrıya hemen kapılmamayı öğretir, sekinet iç dünyadaki hareketi yatıştırır, sebat ise doğru ve hayırlı olanda kalmamızı sağlar.

TEŞETTÜT: PARÇALARA AYRILAN YÖNELİŞ

Bir yerde bulunmakla orada olmak aynı şey değildir. Bedenimiz bir yerde olsa da zihnimiz çoktan başka bir yere gitmiş olabilir. Karşımızdaki konuşur, onu duyarız lâkin dinlemiyor olabiliriz. Kitap elimizdedir, gözümüz satırlarda geziniyor olsa da zihnimiz metne girememiş olabilir; orada olmak, bedenin bulunduğu yerde dikkatin de bulunmasıdır.

Çok şey görüyoruz, çok şey duyuyoruz; fakat gördüğümüzle, duyduğumuzla hemhâl olabiliyor muyuz? Sorun biraz da burada. Hemhâl olmak, bir şeyle yüzeysel temasın ötesine geçip ona gönül ve dikkatle katılmak, onunla içten bir ilişki kurmaktır. Bir konuşmanın ortasında telefon titreşiyor ya da ekrana yeni bir bildirim düşüyor. Cevap bekleyen mesajlar, yetişilecek başka başka gündemler... Bir yanımız bulunduğumuz yerde, diğer yanımız çağrıldığı yere doğru çoktan yola çıkmış oluyor. Teşettüt, bu parçalanmış yönelişin adıdır; aynı anda birçok yere yetişmeye çalışırken hiçbir yerde bütünüyle kalamamak.

Teşettüt; kişinin darmadağın, şaşkın, telaşlı ve perişan bir halde olmasıdır. Dijital hayatta bu hâl yalnız zihnimizde yaşanmaz. Düşüncemiz başka yere çekilir, başladığımız yöneliş uzun süre aynı yerde kalamaz. Zihnin hareketli olması, derinleştiği anlamına gelmez; sürekli yön değiştiren dikkat, düşüncenin kök salmasını zorlaştırır.

Teşettüt meselesinde daha derin bir sorun var: dikkatin istikametini kaybetmesi. Neye yöneleceğimiz, hangi çağrıya cevap verip hangisini geçeceğimiz giderek bizim irademizden çıkıp dışarıdan belirlenir hâle geliyor.

DİKKATİMİZE LÂYIK OLANI, BİZE YAKIŞANI SEÇMEK

Peygamber Efendimiz, dikkatimizi ve ilgimizi nereye yönelteceğimiz konusunda çok temel bir ölçü koyar:

“Kendisini ilgilendirmeyen (malayani) hususları terk etmesi, kişinin İslâm'ının güzelliğindendir.” (Ahmed, I, 201)

Her şey dikkatimizi çekebilir ama her şey ilgimizi hak etmez. Her haberi takip etmek, her tartışmayı bilmek, her söze cevap yetiştirmek zorunda değiliz. Malayaniden uzak durmak, dikkatimizi korumanın yoludur.

Dikkat de bir emanettir, nereye harcadığımız önemlidir. Dijital dünya önümüze durmadan yeni haberler, görüntüler, tartışmalar ve meraklar çıkarır. Bazen yapılması gereken çok basittir: geçip gitmek, her çağrıyı kendimize mesele edinmemek.

Dikkatin dağılmaması, biraz da dikkatimize lâyık olanı seçebilmek, bize yakışmayanın önünden vakarla geçebilmektir. Elbette bu seçim her defasında kolay değildir, çoğu zaman önce tıklarız, vakit o mecrada harcanır, sonra pişman oluruz. Dikkat terbiyesi, yanıldığımızı fark edip çabucak toparlanabilmektir.

VAKAR: HER UYARANA CEVAP VERMEMEK

Vakar; hareketin, tepkinin ve yönelişin ölçü kazanmasıdır. Kişinin özellikle dışarıdan gelen uyarılara karşı dağılmadan, asil, sakin ve ciddi duruşunu korumasıdır. Vakar, kışkırtma karşısında........

© Haber7