menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Ziya Osman şiirinde talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût estetiği

11 0
18.06.2026

Ziya Osman Saba’nın “Her Akşamki Yolumda” adlı şiiri, ilk bakışta yorgun bir insanın akşam vakti bir camiye sığınma arzusunu dile getirir. Fakat şiirin derinine inildiğinde, burada yalnızca yorgunluk değil; talep, kanaat, teslimiyet, mekân ve sükût etrafında kurulmuş zarif bir ruh hâli vardır.

“Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.

Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.

Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,

Bir cami eşiğine yatıversem diyorum.”

Bu dört mısrada hayatın bütün ağırlığı toplanmıştır. Yol her akşamki yoldur; fakat yorgunluk diğer akşamlardakinden daha fazladır. Zira insan aynı yolu yürür, ama aynı insan olarak yürüyemez; her akşam biraz daha eksilir, biraz daha susar, biraz daha içeri çekilir.

Buradaki talep dikkat çekicidir: Şair büyük şeyler istemez. Ne zafer ne servet ne mutluluk ne de dünyaya ait parlak bir karşılık… Yalnızca “biraz sükûn(et)” ister. Bu da modern insanın çoğaltarak aradığı huzurun, Ziya Osman’da eksiltilerek arandığını gösterir. Nitekim, ikinci kıtada ses doğrudan duaya dönüşür:

“Rabbim, şuracıkta sen bari gözlerimi yum!

Sen, bana en son kalan, ben senin en son kulun;

Bu akşam, artık seni anmayan İstanbul’un

Bomboş bir camiinde uyumak istiyorum.”

Bu mısralarda İstanbul artık yalnız bir şehir değildir; unutmanın, gafletin ve manen tenha oluşun mekânıdır. “Artık seni anmayan İstanbul” ifadesi, bir zihniyet ve medeniyet hüznünü de içinde taşır. Şair, bu unutuluşun ortasında, kendi varlığını tam idrak edebilmek için boş bir camiye sığınmak ister. Çünkü cami burada yalnız........

© Haber Vakti