menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın kaos stratejisi, dünya bu tezgâhı yutuyor mu?

5 0
17.04.2026

Trump’ın zikzaklarının arkasında rastgele bir öfke mi, yoksa stratejik bir akıl mı var? Kontrollü kaosun gölgesinde küresel düzen nereye gidiyor?

Bugünlerde hangi mecliste otursak, hangi haber kanalını açsak konu dönüp dolaşıp ABD başkanı Donald Trump’a geliyor. Bütün insanlık adeta diken üstünde, her sabah "Acaba bugün ne diyecek?" diye ekranlara kilitlenmiş durumda. Fakat itiraf edeyim; benim zihnimi meşgul eden asıl mesele onun ne söylediği değil, o sözlerin arkasındaki "nasıl" ve "neden" sorularıdır.

Dünyanın tepesine kurulmuş bir süper gücün direksiyonundaki isim, gerçekten bu kadar "rastgele" hareket edebilir mi? Bir saat önce "ak" dediğine iki saat sonra "kara" diyen o savruk profil, aslında kurgulanmış bir senaryonun parçası olarak düşünüyorum. Trump bir yandan piyasalarla oynayıp vurgunlara kapı açıyor, diğer yandan dünyaya büyük bir korku pompalıyor. Her an savaş çıkacakmış gibi yaratılan bu hava, devasa bir silah pazarının tezgâhıdır.

Tam bu noktada, Üstat Sezai Karakoç’un "İslam’ın Dirilişi" adlı o muazzam eserinde medeniyetlerin karakterini tahlil ederken dile getirdiği sarsıcı tespit zihnimizde şimşek gibi çakıyor:

"Batı medeniyetinin ana vasfı tehlikedir; tehlike onun yaşayış sebebi, adeta ruhi yiyeceğidir."

İşte bugün yaşadığımız tam olarak budur. Batı, varlığını sürdürmek için o "tehlikeyi" bizzat icat ediyor. Türkiye ise bu fırtınada yerli ve milli savunmasını zirveye taşırken, halkına dönük sosyal desteklerini de ihmal etmeyerek dünyaya "insan odaklı" bir liman sunuyor.

Görünen Kaos, Gizlenen Akıl

Dışarıdan baktığımızda karşımızda darmadağınık bir yönetim var gibi görünüyor. Ama meseleye ferasetle baktığınızda şunu fark ediyorsunuz: Bu bir "dağıtma" stratejisidir. Siyaset literatüründe buna "öngörülemezlik üzerinden güç kurma" denir. Karşındakine sürekli "Acaba şimdi ne yapacak?" dedirttiğin an, masada üstünlüğü ele almışsın demektir. Yani bu kaosun içinde aslında soğukkanlı bir stratejik akıl işliyor.

Maskeleri Düşüren O İlk Hamle

Eskiden liderler sözlerini kuyumcu hassasiyetiyle seçerdi ama o zarif kelimelerin altına ne sinsi planlar gizlerlerdi. Diplomasi, çoğu zaman zehri altın kadehte sunma sanatıydı. Peki, ne oldu da o "zarif" maskeler düştü? Bana kalırsa bu sahte maskeleri düşürmenin fitilini; Davos’ta tüm dünyanın gözü önünde İsrail’e "Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" diyerek o sahte nezaket masasını deviren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ateşledi. O gün maskesi düşen Batı aklı, artık hiçbir salon diplomasisiyle o karanlık yüzünü gizleyemez hale geldi. Trump’ın bugünkü tarzı, aslında o gün başlayan maske düşürme operasyonunun bir devamıdır.

Amerika’da isimler değişir ama o büyük çark dönmeye devam eder. Başkanın dili savrulsa da Pentagon’un hafızası yerindedir. Trump burada oyunu icat eden değil, kurulu olan o devasa çarkı kendi hırçın tarzıyla çeviren bir figürdür. Mesele artık "kim haklı" sorusundan koptu, "kimin bileği daha güçlü" noktasına geldi. Bu yeni dünya düzeni daha dürüst değil belki ama kesinlikle daha çıplak.

Geleceğin Ayak Sesleri

Önümüzdeki on yıl içinde, bildiğimiz devletler hukuku tamamen rafa kalkacak; "müzakere" yerini "anlık çıkarlara" bırakacak. Bugün "Trump böyle biri" diyerek geçiştirdiğimiz bu tarz, yarın tüm dünya liderlerinin kopyaladığı bir "hayatta kalma rehberi"ne dönüşecek.

Dünya bu ağır yükü daha fazla taşıyamaz. Kaos ne kadar "hesaplı" olursa olsun, doğası gereği yıkıcıdır. Hiçbir güç, adaleti ve dengeyi yok sayarak sonsuza kadar ayakta kalamaz. Bu fırtınalı dönemden; ancak kendi iç barışını tesis etmiş, halkını arkasına almış ve söylemleriyle dünya mazlumlarına güven veren liderleri olan ülkeler çok daha güçlü çıkacaktır. O kırılma anında ise sadece "bağıranlar" değil; sabırla, ferasetle ve hakikatle direnenler ayakta kalacaktır.

Yazımı bitirirken, dün Kahramanmaraş’ta bir ortaokulumuzda meydana gelen menfur saldırı haberiyle her vatan evladı gibi sarsıldığımı ifade etmek isterim. Yüreğimizi dağlayan bu karanlık saldırıda maalesef günahsız, pırıl pırıl evlatlarımızı ve ömrünü nesillere adamış fedakâr bir öğretmenimizi kaybettik.

Aramızdan ayrılan canlarımıza yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyor; kederli ailelerine sabır, eğitim camiamıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Bu hain saldırıda yaralanan ve hastanelerde tedavi altına alınan yavrularımıza da Rabbimden acil şifalar diliyorum.

Kardeşlerim, dünyanın dört bir yanında körüklenen bu kaos ikliminin, içimizdeki birliği ve beraberliği zedelemesine asla müsaade etmemeliyiz. Bugün; acımızı paylaşma, birbirimize her zamankinden daha sıkı sarılma ve bu karanlık odaklara karşı sarsılmaz bir kale gibi dimdik durma günüdür.

Evlatlarımızın geleceği ve vatanımızın huzuru için birliğimiz en büyük gücümüzdür.


© Haber Vakti