İnsan Yaşından, Başından Utanır!
Bir Fıkradan Fazlası.
Aslında bugünlerde bambaşka şeyleri konuşmamız gerekiyordu
Kırk yılı aşkın süredir bu milletin yüreğini yakan terör belasından kurtulma umutlarını, kardeşliğimizi güçlendirecek adımları, Türkiye'nin önüne açılan yeni fırsatları konuşmalıydık.
Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkes'iyle aynı bayrağın altında yaşayan bu milletin, geçmişin acılarını geride bırakıp ortak geleceğe nasıl daha sağlam yürüyeceğini konuşmalıydık.
Ama ne yazık ki birkaç gündür memleket, yaşı doksanları aşmış bir insanın anlattığı edep sınırlarını aşmış bir fıkrayı konuşuyor.
Doğrusu buna da çok üzüldüm.
Çünkü bu ülkenin konuşacak çok daha büyük meseleleri, sevinecek çok daha önemli gelişmeleri var.
Elbette anlatılan fıkra baştan aşağıya haya dışıdır.
Bir milleti, bir toplumu, hele hele anneler üzerinden inciten sözün şakası da olmaz, latifesi de olmaz ve olamaz.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Bu vesileyle bu hadise bana bir şeyi daha düşündürdü.
Bizim toplumumuzda maalesef malayani giderek sıradanlaşıyor.
Bazı meclislerde oturuyorsunuz, saatlerce konuşuluyor ama konuşulanların ne insana, ne memlekete, ne de ahirete bir faydası var. Dedikodu, alay, kırıcı şakalar, seviyesiz fıkralar..
Kimi zaman yaşını başını almış insanların anlattığı sözleri duyunca insan hayret ediyor. Ömür boyu edinilmiş tecrübeyi, hikmeti ve irfanı dinlemeyi beklerken, karşımıza çoğu zaman malayani sözler çıkıyor.
Eskiler bir büyüğün yanına oturduğunda hatıra dinlerdi, nasihat dinlerdi, hayat tecrübesi dinlerdi. Şimdi........
