İrancıların bazı hezeyanlarına zaruri cevaplar
Yobazlık, bir kimsenin delilini bilmediği şeyi iddia etmesi veya delilini bilmediği şeyi savunmasıdır.
İnsan bir kere herhangi bir alanda ya da konuda fanatik bir yobaza dönüşürse onu bulunduğu bu tuhaf yerden çıkarmak “deveyi iğne deliğinden geçirmekten” daha zordur. Bu hakikatin farkında olarak, yurdum irancılarının bazı hezeyanlarına cevap vermek cidden bir zaruret halini aldığı için mecburen bu yazıyı kaleme alıyorum.
Önce yobazlık deyince ne anladığımı izah edeyim. Hazreti Ali(radiyellahu anh)’den mülhem; yobazlık, bir kimsenin delilini bilmediği şeyi iddia etmesi veya savunmasıdır.
İran konusunda karşımıza çıkan yobazlık türleri arasında ilk sırayı, bu ülkede bir İslam devrimi olduğu, gerçek ve adil bir İslami düzen kurulduğu konusu alır. Bunun böyle olmadığını Türkiyeli irancıların dışında hatta yerli İranlılar da dahil hemen herkes bilir. Ama ne hikmetse yurdum irancıları bir türlü buna inanmak istemez ve ısrarla İslam devrimini desteklemek gibi altı boş, üstü açık, yanları yırtık bir iddiayı heyecanla savunurlar.
Bu zümreye biraz araştırma yapmalarını, tüm sınırlandırmalara rağmen İran’da yaşananlardan dışarı sızanları takip etmelerini tavsiye etmenin bir anlamı olmasa da yine bir umut teklif ediyorum. Hatta büyük bir zahmete girerek ulaşma imkanları varsa yerli Müslümanlara ülkenin durumunu sorabilirler. Tabi hakikati bilmek ve anlamak istiyorlarsa!
Yobazlıktan çıkışın yolu bilgi ve delille kanaat belirlemektir.
İran’ın mevcut devlet politikasının Sünnilere yani Ehli Sünnete bakış açısına gelince, yurdum yobaz irancıları bu konuda hemen hiçbir bilgi sahibi olmadan ilk vahdet çağrısıyla, her ayranım var diyene tuzluk elde koşar adım ilerlemeye başlayanlar gibiler.
İran vahdetten, birlikten, ümmetten bahsediyorsa anlayın ki başı sıkışmıştır! Aksi halde Ehli Sünnet’i Mü’min görmeyen bir yapının bizi ümmete dahil ettiğine inanmak artık saflıktan öte bir şey olur.
Nedense her türlü siyasi ve politik duruşu ince eleyip sık dokuyan ve neredeyse kamuoyuna........
