Belki...
Her şey zıddı ile kaimdir. Gece ve gündüz gibi, iyilik ve kötülük gibi, mutluluk ve hüzün gibi, varlık ve yokluk gibi... Bunun bilincinde olan tevekkül sahibi insanlar daima havf ve reca (korku ve umut) arasında yaşarlar. Son yıllarda kavramlar öyle bir yer değiştirdi ki, insanların algıları da tepetaklak oldu. Acilen çözüm üretilmesi gereken konuların bile geçiştirildiğini gördükçe benim de aklıma enteresan çözüm önerileri geliyor. Umudumu yitirmeden, gençlere de kötü örnek olmadan ülkemizin geleceğine dair çözüm önerilerimi sizlerle paylaşayım.
Atalarımız boşu boşuna "bir musibet bin nasihatten iyidir" dememiş. İnsanoğlu başına çirkin durumlar gelince güzel konuların kıymetini daha iyi anlıyor. Başımıza bir kötülük gelmeden iyiliğin kıymetini bilemiyoruz. Dost kazığı yemeden etrafımızdaki düşmanların varlığını bile anlayamıyoruz. Yokluk görmedikçe varlığın önemini idrak edemiyoruz. Allah'ın kullarına bahşettiği nimetleri kaybetmeden önce değerini bilip şükredemiyoruz. Belki de bu yüzden normal yöntemlerle çözülemeyen sorunları anormal yöntemlerle çözmeye çalışıyoruz.
Gençler eğitimin önemine inanmıyor, emeğin kıymetini bilmiyor. Mesela Avrupa'dan veya Amerika'dan resmi bir heyet gelse, "sizin kesinlikle eğitim müfredatınızı değiştirmeniz gerekiyor, böyle bir eğitim sisteminde ahlaklı ve bilinçli nesiller yetişemez" deseler eğitim........
