menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Füzelerin gölgesinde bir kutlu Ay’a veda

7 0
17.03.2026

Bir ramazan ayını daha tamamladık. Allah kabul etsin.

Güzel iftar görüntüleri ile(!)

Bol, bol yedik, israf ettik sonra yemekleri ve ortamı eleştirdik.

Camilere teravihlere gittik kimi zaman. Bazen evimizde eda ettik.

Fitre ve zekatlarımızı verdik.

Belediyelerin kültür ve eğlence ağırlıklı ramazan çadırlarına gittik, gördük.

Ramazan bedenlerimize, kalplerimize, kazançlarımıza dokunsun istedik. Umarız dokunmuştur.

Derken bir aylık ibadet, dua ve infak merkezli mübarek ayın her gecesinde Trump aşağı, Netanyahu yukarı derken bitti gitti.

Hele ki TV’ler deki herşeyologlar artık iyice iflas etti.

Daimi konuklar bile usandı her gece bir kanalda atıp tutmaktan.

İşin uzmanların TV lere az çıkması oldukça ilginç.

Çok az sayıda emekli diplomat yayınlara çıkıyor.

Emekli askeri uzmanlar ise stratejik planlama dersi veriyorlar, savaş kazanmış komutan edalarıyla. Dinliyoruz bakıyoruz ki sonunda sıradan bilgiler işte deyip geçiyoruz. Öngörüleri yok.

Moderatörler zaten her konuya hakimler(!)

Strateji ve güvenlik uzmanları (!).

Ya spikerler; hepten perişan, bıkmış yorulmuş, kasvetli sunumlar.

TV lerin derdi ise işleri güçleri reyting. Ne kaparsa o kâr

Trump’a sürekli canlı bağlanmakta neyin nesi… Yalan dolanla günleri geçen ne söylediğini bilemeyen kişinin her sözüne mikrofon uzatmak canlı yayına bağlamak çok mu lazımdı?

Her gece ABD ve İsrailin azgınlıkları ile İran’ın savunma ve direnme çatışmaları arasında tedirginliklerle dolu bir zaman.

Haber kanalları ekiplerinin füze geldi, füze gitti şuraya düştü buraya düşmedi gibi tirajı komik hareketleri ile hakla batılı ayırt ettiği vurgulanan Kur’anın sosyal hayat bakan ahkâmını anlama derinliğini yakalayamadan uçtu gitti.

Yine nefislerimiz, yine dünya, yine tâğuti sistemin avânelerinin mesajları ve reklamların kirliliği arasında bir mübarek ay tamamlandı.

İyi ki Youtube de bazı kayıtlar var da onları arada izledik en azından.

Ve Kur’an okuduk, anlamaya çalıştık. Bir kez daha ramazan ayının nurani ufuklarına urûc ederek.

Diyaneti ramazan da aktif olarak göremedik camilerdeki sıradan vaazların dışında.

Sosyal ve dini konulara Kur’an ve Sünnet açısından aktüel yorumlar olmadı .

Din işleri yüksek kurulundaki uzmanlar kime uzmanlar anlayamadık. Hepsi de kallavi hocalar ama sosyal medyada ve TV lerde doğru dini bilgilendirmede aksiyon almıyorlar.

Onlarca ilahiyat fakültesi var bir sürü akademisyen var, ama yoklar bu mübarek ayda, etkin değiller.

Yine kanallarda ve eski kayıtlardan Y. Nuri, Cübbeli, Bayındır, vb kişileri izliyor millet.

Ve üzerine vazife olmadığı halde din işleri kurulu uzmanları adına rol çalan bazı medyatik hocalar atıp tutuyor ve antipati oluşturuyorlar toplumda tek getirileri de bu.

Diyanet TV var, görmedin mi diyebilirsiniz ama; monoton, albenisi olmayan, soru ve yorumlar gönlünüze afiyet…

Yüzlerce vakıf dernek fitre, zekat ve infak avında… TV’lerdeki reklamlar, telefonlara gelen mesajlar, özelden yardım çığlıkları, hangisine inanacağımızı şaşırdık.

İlginçtir hadi dini amaçla kurulan dernekler bu işi yapıyor (kimisi dini argümanları kullanıyor anladık(!)) dinle alakası olmayan hatta dini değerlere kökten karşı olan seküler bir tarzı benimseyen hatta belki de öldükten sonra dirilme gününe inanmayan, ahirette herkesin amelinin karşılığının verileceği mutlak adalet gününe inanmayanlar bile bir ibadet niyetiyle verilen maddi bir meblağ gördüklerinde nasıl da piyasaya çıkıyorlar hayret.

İki yüzlüler desem ifade az kalır.

Kimlerin bu hayırları yerine verdiğini, ulaştırdığını kimlerin suiistimal ettiklerini bilemiyoruz şimdilik.

Ama mutlak adaletin tecelli edeceği günde göreceğiz muhakkak.

Dernek ve vakıflar hesap verebilir olmalı. (İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü bu konuda derneklere ulaşmalı, eğitmeli, yönlendirmeli ve kamu yararına sevk etmeli, desteklemeli. Sadece derneklere basit hatalardan dolayı ceza veren bir görev yapmamalı.

Kaymakamlıklardaki görevli memurları daha işini bilen ve gelen giden dernek yöneticilerine ilgili ve saygılı kişilerden oluşmalı veya bu yönde halkla ilişkiler hususunda mutlaka eğitilmeli.

Tecrübemizle sabittir ki kimi derneklerden sorumlu birim görevlileri oldukça kaba ve seviyesiz.

Yeni İçişleri bakanımızdan bu konuda yani; Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü hizmetleri konusunda yeniden toplum yararına bir düzenleme bekliyoruz.

Toplumda çok önemli olan STK’lar gerekli etkinliğe sahip değil. Bu konuyu bakanlık gündemine almalıdır.)

STK’lar Yasal mevzuata uymaları gerektiği gibi dinin meşru tarzına uygun hareket ederek helal ve hakka uygun bir anlayışla yardımları toplamalı, israf etmemeli, lüks ve şatafat noktasında bir harcama yapmamalı ve mutlaka ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalı.

Daha çok toplumun ahlak ve erdemine katkıda bulunacak, Müslüman ahlakını ve hamiyetini ikame edecek bir anlayış için zekat ve infak kasaları, hesapları oluşturulmalıdır.

Hayır sahiplerine doğru kılavuzluk edilmelidir. İnsanların içindeki hayır ve iyilik yapma duyguları birilerinin nefsani ve şehevani arzularına kurban edilmemelidir.

Bir ömre bedel kadir gecesi ve devamındaki bayramın ülkemizin birliğine beraberliğine, dünyamızın barışına, zalimlerin ve avânelerinin güç ve iktidarlarını kaybetmelerine, insanlığın daha iyi günlerine, Gazze’nin, Doğu Türkistan’ın ve tüm mazlum milletlerin hürriyet ve istiklallerine vesile olmasını Yüce Allah(CC) dan niyaz ediyorum.


© Haber Vakti