menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ters köşe! Yeni bir Sadabat Paktı mı?

378 0
yesterday

Artık siyaset de bir mühendislik konusu haline geldi. Tersine bir siyasi mühendislikle, ters köşe yeni bir Sadabat Paktı ile karşı karşıyayız.

“Mekke İttifakı”.. Breh breh breh! Allahu ekber! “Mekke İttifakı” tamam, ardından “Medine İttifakı”, onun da ardından “Kudüs İttifakı”. 1.’si savunma, 2.’si kültür olur herhalde; 3.’sü zaten İsrail tarafından rezerve edildi: “İbrahimî Buluşmalar”... Bu zirvede Gazze’den söz eden yok, Kudüs’ten de. “Bize dokunmayan yılan bin yaşasın” mı demişler, onu pek anlamadım. “Mekke Anlaşması”yla 3 ülkeden birine saldırı olursa ortak savunmaya geçeceklerini söylüyorlar. Gazze’ye, diğer İslam beldelerine, İslam alemine yıllardır saldırılar oluyor; böyle bir ortak savunma kimsenin aklına gelmedi... Ama Kabe’deki o cemaat muhteşemdi!

Bu ilk değil. Daha önce “Sadabat Paktı Anlaşması” var. Türkiye, İran, Irak, Afganistan arasında Tahran’da Sadabat Sarayı’nda 8 Temmuz 1937'de imzalanan saldırmazlık ve işbirliği anlaşması olarak önceliği olan bir anlaşma. Suudi Arabistan’ın da bu pakta katılımı düşünülmüşse de sonra bu gerçekleşmedi. Şubat 1955’te kurulan “Bağdat Paktı”, Türkiye ile Irak arasında imzalanarak başladı; aynı yıl diğer ülkeler katıldı. Sovyet etkisine karşı kurulmuştu. Daha sonra Pakistan ve İran da katıldı. Tabii, zaten projenin asıl sahibi olan İngiltere de katıldı. Kambersiz düğün olur mu; gözlemci olarak katıldı ama uygulamada o da masadaydı. 4 yıl sonra CENTO (Central Treaty Organization / Merkezi Antlaşma Teşkilatı) kuruldu. Irak’ta 1958’de darbe oldu ve Irak 1959’da pakttan çekildi. Bağdat Paktı’nın adı değişti ve merkezi Ankara’ya taşındı. 1979’da Şahlık rejiminin devrilmesinin ardından pakt dağıldı. CENTO’nun üyeleri yine aynı ülkelerdi: Türkiye, İran, Pakistan ve tabii yine İngiltere ve ABD...

Bana kalırsa “Mekke Anlaşması”, Anayasa'ya göre hukuken geçersizdir. Çünkü bu tür siyasi ve askeri antlaşmalar mutlaka TBMM’de bir “uygun bulma kanunu” ile onaylanmalıdır. TBMM'den yetki ve onay yasası çıktıktan sonra Cumhurbaşkanı tarafından onaylanır ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Bu anlaşma 7 Ağustos 2026’da imzalandı. Tam metni henüz resmi olarak kamuoyuna açıklanmadı ve TBMM’ye sunulup sunulmadığına dair resmi bir süreç başladığına dair kamuoyuna yansıyan bir açıklama henüz olmadı. Anayasa gereği, antlaşmanın Türkiye açısından tam olarak bağlayıcı hale gelmesi için Meclis onayına ihtiyaç vardır. Anayasa’nın 90. Maddesi şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.” Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Anayasa gereği, antlaşmanın Türkiye açısından tam olarak bağlayıcı hale gelmesi için Meclis onayına ihtiyaç vardır. Evet, Anayasa’ya göre TBMM’de onaylanması gerekir. Bu kuralın istisnaları olsa da bu örnekte bu istisnalar söz konusu değildir. İstisnalar şöyle: Ekonomik, ticari veya teknik nitelikte olup süresi 1 yılı aşmayan ve devlet bütçesine yük getirmeyen antlaşmalar; daha önce imzalanmış bir antlaşmaya dayanan uygulama antlaşmaları; kanunla yetki verilerek yapılan bazı idari/ticari antlaşmalar. Mekke Ortak Savunma Antlaşması bu istisnalara girmez. Çünkü kolektif savunma taahhüdü içeriyor (“birine yapılan silahlı saldırı hepsine yapılmış sayılır”); askeri-siyasi nitelikte bir paktır; uzun süreli ve önemli yükümlülükler doğuruyor. Peki şimdi ne olacak? Bu anlaşma ölü mü doğdu, yok hükmünde mi? Bu anlaşmanın akıbeti de ötekiler gibi mi olacak? Acaba diğer taraf ülkeler için durum ne?. Özellikle Pakistan önemli. Suudi Arabistan’da muktedir olan Veliaht Prens Selman ne derse o olur!? Peki bu durumda şimdi ne olacak? NATO üyesi bir ülkenin böyle bir ittifaka girmesi NATO çevrelerinde nasıl karşılanacak? Hay Allah; Suudiler şeriat devleti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye resmen laik cumhuriyet. Hepsinde de geçerli olan aslında uluslararası sistem. Yok aslında birbirlerinden pek farkları. Suudlar Atatürk’ün yolunda, Pakistan yönetiminin de bugünkü CHP’den pek farkı yok.

Bu arada Pakistan ile Azerbaycan arasında 80’e yakın iş birliği anlaşması var. Biri de savunma iş birliği anlaşması. Azerbaycan’da ABD ve İsrail’in askeri tesisleri var. İsrail’in hem Azerbaycan hem de Hindistan’la yakın ilişkisi var. İster misiniz Suudi Arabistan ve Türkiye’ye Pakistan üzerinden atom bombası gönderilsin; tabii ABD’nin kontrolünde. ABD ve İngiltere ile ayrımız gayrımız mı var (!?) Pakistan biliyorsunuz İngiliz Commonwealth'ine dahil. Suudi Arabistan’ın namıdiğer Saudi-Amerika... Arap-ABD ortaklığının adı ARAMCO idi. Vehhabiliği de İngiliz ve ABD desteğinde İslam dünyasına yaydılar ve Selefiliğin içini boşaltmaya çalıştılar.

Bu anlaşma NATO’ya rağmen olmuyor herhalde; o zaman NATO için yeni bir genişleme kapısı açmış olmuyor mu? Bu anlaşmaya yarın başkaları da katılabilecek mi? Bütünü temsil etmeyen bir anlaşma İslam ülkelerini askeri anlamda karşı karşıya getirmez mi? Şimdi bu “Mekke Anlaşması”na göre ABD, Suud topraklarından İran’a saldırırsa ve İran da buna karşı saldırı ile buna cevap verirse........

© Haber Vakti