menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Daha Söyleyeyim Mi?

497 0
24.09.2026

Öyle görünüyor ki, bu gidişle gelecek günler geçen günleri aratacak. Bu zor günde en büyük sorumluluğumuz birlik, farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşama iradesi olmalı. Kavga, çatışma krizi daha da derinleştirir ve bu işten bu ülkede hiç kimse kazançlı çıkamaz. Ve herkes el birliği ile Adalete sahip çıkmalı, haksızlıkların, yolsuzlukların üzerine gitmeli. Herkes kendi hırsızına sahip çıkacak olursa bu ülke de bu halk da iflah olmaz. Ahiretimizi de, dünyamızı da kaybederiz kaybediriz.

Evet, bir çok şey var konuşmamız gereken, İşlerin yolunda gitmediği açık. Siyaset de bu sosyal ayrışmaya adeta körükle gidiyor. Şunu görelim, akılsız, korkak, ahlaksız, birilerinin tetikçiliğini yapan, mafyöz çevrelerle işbirliği içindeki çevreleri kast etmiyorum ama akıllı, dürüst, ahlaklı, cesur insanları birlik olmaya çağırıyorum. Global tehditlere, içerideki sapkın grublara siyasi emellerini global sermaye sahiplerinin siyaseti ile, şahsi çıkarlarını Kapitalist sermayenin çıkarları ile tevhid edenlere karşı ancak birlikte direnebiliriz.

İlk haram, ilk günah, ilk lanet Irkçılığadır ve ilk ırkçı Şeytandır.

Daha önce dünya Cinler’in vatandı(!?) idi, Allah (cc) onlar bozgunculuk yapıp, küfre sapınca dünyanın onların ellerinden aldı, İnsanlara verdi. Allah’ın (cc) rızasının tecellisinin vesilesi olacaktır. “Galubela zamanı”nda “Elestü bezmi”nde buna söz vermiştik, Ve karşılığında mallarımızı, canlarımızı, sevdiklerimizi uğrunda feda etme ve karşılığın da Cennet vaadine dayalı ahidle İnsanları kendine halife kıldı, yeryüzünü imar etsinler, adaleti sağlasınlar diye yeryüzünü onlara mescid kıldı.

Ve insanoğullarının geldikleri nokta. Hani Allah (cc) bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecekti, hani bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabilirdi. Doğru yolu bulmak için her konuda Allah’ın (cc) rızasını arayacak, resululların yolunu takip edecek, istişareden ve şuradan ayrılmayacak, işi ehline verecek, ihtilaf ettiğimizde hakeme gidecektik, ne oldu. O gün verdiğimiz sözü unuttuk mu yoksa! Yoksa dünya nimetleri, makam, şöhret ve şehvetimiz, para, mal, makam, o bol ürün veren ekinlerimiz, o bol gelir getiren ticaretimiz, dünya malına tamah ederek elde ettiğimiz şeylerin sebeb olduğu kibrimiz, ihtiraslarımız aklımızı başımızdan mı aldı?

Tevbe 24’de ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız evler size Allah’tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.”

Hani sabredenlerden, şükredenlerden,........

© Haber Vakti