menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sermaye piyasalarında şeffaflık zamanı

2 0
yesterday

Türkiye sermaye piyasaları son günlerde uzun süre unutulmayacak bir sınavdan geçiyor. Yatırım fonlarında yaşanan likidite sıkışıklığı, bazı fonların yatırımcıların para çekme taleplerini zamanında karşılayamaması, Borsa İstanbul'daki sert dalgalanmalar ve ardından gelen tasfiye kararları, finans piyasalarının ne kadar hassas dengeler üzerinde hareket ettiğini bir kez daha gösterdi.Üstelik konu artık yalnızca Türkiye'nin gündeminde değil. Financial Times, yaşanan gelişmeleri “Ponzi benzeri” bir sistem tartışmasıyla dünya kamuoyuna taşıdı. Gazetenin haberine göre 131 yatırım fonunun tasfiye süreci başlatılırken, İş Bankası ve Ziraat Bankası sürecin yönetiminde görev alacak. Financial Times ayrıca krizin yaklaşık 17 milyar dolarlık yatırımı ve yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendirdiğini aktardı.Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. “Ponzi” ifadesi ağır bir suçlama niteliği taşıyor. Dolayısıyla devam eden soruşturmalar tamamlanmadan bütün fonları veya bütün yöneticileri böyle bir sistemin parçası olarak değerlendirmek doğru olmaz. Nitekim haberlerde de 7 portföy yönetim şirketinin tamamının suç işlediğinin ya da tasfiye edilen bütün fonlarda manipülasyon bulunduğunun kesinleşmediği belirtiliyor.Ancak benim açımdan asıl üzerinde durulması gereken konu, kullanılan sıfatlardan çok sistemin neden bu noktaya geldiğidir.Bir yatırım fonunun temel mantığı basittir: Tasarruf sahibi parasını profesyonel yöneticilere teslim eder, fon yöneticisi de bu parayı belirlenen yatırım stratejisi doğrultusunda çeşitli varlıklara dağıtır. Yatırımcı burada profesyonel yönetim, çeşitlendirme ve likidite avantajı bekler.Fakat portföyün belirli ve likiditesi düşük hisselerde aşırı........

© Haber Gündemim