menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Direnişin Adı Çanakkale

13 0
18.03.2026

18 Mart, bu ülkenin hafızasında derin bir izdir. Sadece bir savaşın kazanıldığı gün değildir. Bir milletin yokluk içinde var olmayı seçtiği gündür. Çanakkale Zaferi, tarihin akışını değiştiren, bedeli çok ağır ödenmiş bir direnişin adıdır.

1915 yılında dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale Boğazı’na dayandı. Amaç belliydi. İstanbul’a ulaşmak, Osmanlı’yı saf dışı bırakmak ve bu toprakları teslim almaktı. Güçlerine güveniyorlardı. Teknolojilerine, silahlarına, sayı üstünlüklerine. Karşılarında ise çoğu genç, çoğu yorgun ama inancı sağlam bir ordu vardı.

Birinci Dünya Savaşı sırasında işgalci kuvvetler, Çanakkale cephesine yaklaşık 490 bin askerle geldi. Aylar süren çatışmaların sonunda 300 binden fazla kayıp verdiler. Ne denizden geçebildiler ne karadan ilerleyebildiler. Çünkü bu topraklarda sadece asker değil, vatanını savunan bir irade vardı.

Türk Ordusu’nun cephedeki asker sayısı yaklaşık 315 bindi. Bunun 250 bini şehit oldu. Bu rakamlar kolay okunmaz. Her biri bir evin ocağının sönmesi demektir. Bir annenin bekleyişinin yarım kalmasıdır. Bir çocuğun babasız büyümesidir. Çoğu asker daha hayatının başındaydı. Okuldan cepheye gidenler vardı. Henüz sakalı bile çıkmamış gençler vardı.

Çanakkale, o güne kadar eşi benzeri görülmemiş bir cepheydi. Deniz, kara ve siper savaşları aynı anda yaşandı. Açlık vardı. Susuzluk vardı. Cephane yoktu. Ama vazgeçmek yoktu. Aynı siperde düşmanla burun buruna gelen askerler, bazen aynı suyu paylaştı. İnsanlık ile savaş, aynı toprakta iç içe geçti.

Bu cephede yarım milyondan fazla insan genç yaşta hayatını kaybetti. Sadece Türk askerleri değil. Karşı cephedeki gençler de geri dönemedi. Bu yüzden Çanakkale, bir zafer olduğu kadar büyük bir insanlık trajedisidir. Toprağın her karışı hatıra, her taşı sessiz bir tanıktır.

Ama bütün bu acıların içinden bir söz çıktı. “Çanakkale geçilmez.” Bu söz, silahların değil, inancın gücünü anlatır. İmkânsız denilene karşı dik durmanın adıdır. Bugün özgürce yaşadığımız bu toprakların bedelinin ne kadar ağır olduğunu hatırlatır.

18 Mart’ı anmak, sadece geçmişe bakmak değildir. Sorumluluk almaktır. O gün verilen mücadelenin kıymetini bilmektir. Birlik olmanın, vazgeçmemenin ne anlama geldiğini unutmamaktır. Çünkü Çanakkale, bir tarih sayfası değil; bu milletin vicdanıdır.

Bu destanı yazan kahraman Mehmetçiği, canını hiç düşünmeden toprağa düşen şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz. Onların bıraktığı miras, bu topraklara sahip çıkma sorumluluğudur.


© Haber Expres Gazetesi