BU ÇAĞDA ÇOCUK OLMAK
Eskiden çocukluk günleri sokak aralarında oynamakla, hava karardığında eve gidilince işitilen azarlarla ve akşam tüm ailenin bir arada olduğu vakitler ile geçerdi. Şimdi ise çocukluk, bir ekranın ışığında, parmakların kaydırdığı sanal dünyalarda geçiyor. Teknoloji gelişti, hayat kolaylaştı ama başta çocuklar olmak üzere herkes yalınlaştı ve yalnızlaştı.
Çocuğun eline verilen tablet, çoğu zaman çocuğun her şeyi oluyor. Doğruyu yanlışı ayırt etmeksizin tabletle öğreniyor birçok şeyi. Dijital dünya sınırsız ve denetimsiz. Çocuklar henüz gerçek ile hayali ayırt etmeyi tam öğrenememişken, karşılarına çıkan içeriklerin etkisini nasıl süzgeçten geçirebilir? Ebeveynler bu tehlikeyi görmüyor, göremiyor.
Asıl mesele, çocukların gerçek hayattan kopuşu. Toprağa basmayan ayaklar, göz göze gelmeden kurulan ilişkiler, sabırsızlıkla tüketilen saniyelik videolar. Tüm bunlar, çocukların dikkat durumlarını azaltırken, derin düşünme becerilerini de zayıflatıyor. Bir zamanlar hayal gücüyle kurulan oyunların yerini, hazır senaryoların sunduğu yüzeysel eğlenceler alıyor.
Teknolojiyi tamamen yasaklamak çözüm değil. Bu çağda dijital dünyadan kaçmak yerine çocuklara bu dünyanın içinde nasıl var olacaklarını öğretmek gerekiyor. Ekran süresini sınırlamak, içerikleri denetlemek ve gerekirse bazen birlikte bu oyunları oymamak gerektiğini düşünüyorum. Ve yine evlatlarımızla beraber kitaplar okumak doğa yürüyüşleri ve spor yapmak, onlara karşı şeffaf ve anlayışlı olmak şart. En önemli şeylerin başında yüz yüze iletişimin ve sevildiklerini her daim hissettirmenin geldiğini unutmamalıyız.
Unutmamak gerekir ki çocuklar, gördüklerini değil yaşadıklarını öğrenir. Eğer bir çocuk, ailesiyle........
