BİR ŞEHRİN VİCDAN AYNASI: GAZİ HUZUREVİ’NDE SEVGİYLE ÖRÜLEN BİR DÜNYA
Bazen bir şehri anlatan şey yolları, meydanları ya da yüksek binaları değildir. Asıl hikâye, o binaların içinde yaşayan vicdanda ve şefkat duygusunda saklıdır. Geçtiğimiz Cuma günü Elazığ Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Kurulu üyeleriyle birlikte ziyaret ettiğimiz Elazığ Gazi Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, işte tam da böyle bir yerdi.
2005 yılından bu yana hizmet veren ve bugün 104 çınarın hayat bulduğu bu merkez, bir kamu kurumundan çok daha fazlası. Kapısından içeri girdiğiniz anda, kendinizi titizlikle kurulmuş büyük bir ailenin içinde buluyorsunuz.
İlk dikkati çeken şey, kurumun tertibi ve temizliği. Ancak bu sadece fiziki bir düzen değil; burada yaşayan insanlara gösterilen saygının sessiz ama güçlü bir ifadesi. Kurumun her köşesinde profesyonel bir işleyişle samimi bir sıcaklığın yan yana yürüdüğünü hissediyorsunuz.
Bu atmosferin arkasındaki isimlerle tanıştığınızda ise tablonun neden bu kadar güçlü olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Müdür Yardımcısı Şadan Toğaçar, disiplinli yönetimini adeta bir anne şefkatiyle birleştirmiş. Sosyal Çalışmacı Sedat Altunbaş, yaşlıların ruh dünyasındaki en küçük dalgalanmayı bile fark edecek kadar işine gönül vermiş. Öğretmen Nida Yanlıç ise enerjisiyle dikkat çekiyor; büyüklerimizin zihinsel dünyasını canlı tutmak için büyük bir gayret gösteriyor.
Gazi Huzurevi’nde hayat sadece bakım hizmetiyle sınırlı değil. Burada gerçek anlamda bir rehabilitasyon anlayışı var. Özellikle Alzheimer gibi zor hastalıklarla mücadele eden yaşlılar için yapılan zihinsel aktiviteler ve oyunlar, onları hayata bağlayan güçlü bir köprü oluşturuyor.
Sosyal yaşam da dört duvarın içine hapsedilmiş değil. Piknikler, geziler ve çeşitli etkinliklerle bu kıymetli çınarlar hayatın içinde tutulmaya çalışılıyor.
Ziyaretimizin en etkileyici anlarından biri ise büyüklerimizin el emeği ürünlerini gördüğümüz köşeydi. Bayramda sergilenmek üzere hazırlanan o çalışmalar; sabrın, üretmenin ve hayata tutunma arzusunun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu. Her bir ilmekte yaşanmışlık ve emek vardı.
Ancak bu huzurlu ortamın içinde hayatın derin bir gerçeğiyle de karşılaştık. Sohbet ettiğimiz yaşlı bir beyefendi, gençliğe dair düşüncelerini dile getirirken şöyle dedi:
“Artık onlar için yapılacak bir şey yok. Dünya sanki sonuna doğru gidiyor.”
Bu söz, kuşaklar arasındaki mesafenin ve yaşanmışlığın getirdiği o ağır tecrübenin kısa ama sarsıcı bir ifadesiydi.
104 kişilik kapasitesiyle hem normal hem de özel bakım ihtiyacı olan yaşlılara kapılarını açan bu kurum, Elazığ’ın sosyal hizmet alanındaki en değerli kurumlarından biri.
Çünkü bir toplumun vicdanı, yaşlılarına gösterdiği saygıyla ölçülür.
Gazi Huzurevi’nden ayrılırken gördüğüm o huzurlu ve güler yüzlü insanlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyordu: Bu hayatlar emin ellerde.
Ve unutmamak gerekir ki, onlara sahip çıkmak aslında kendi geleceğümüze sahip çıkmaktır.
Bu huzur ortamının oluşmasında emeği geçen tüm çalışanlara ve yöneticilere Elazığ adına teşekkür borçluyuz.
