BABALIK KAN BAĞIYLA DEĞİL, YÜREK BAĞIYLA YAZILIR
Bazı çocukların babaları vardır ama babasız büyürler.
Bazı çocukların ise nüfus kayıtlarında baba hanesi eksiktir ama hayatları boyunca sırtlarını yaslayabilecekleri bir kahramanları vardır. Bunlardan biri de Elazığ Sevgi evlerinin kıymetli müdürü...
Yıllardır insanların hikâyelerini dinleyen bir gazeteci olarak öyle insanlar tanıdım ki...
Kendi çocuğu olmadığı halde onlarca öğrencisine baba olmuş öğretmenler...
Kardeşinin çocuklarını kendi evladı gibi büyüten amcalar...
Torununu yeniden hayata bağlayan dedeler...
Ve öyle anneler gördüm ki...
Hayatın bütün yükünü tek başına sırtlanmışlar.
Hem anne olmuşlar...
Hem baba...
Çocukları aç kalmasın diye mücadele etmişler.
Gelecekleri kararmasın diye savaşmışlar.
İşte bu yüzden bugün Babalar Günü'nü kutlarken aklıma tek bir soru geliyor:
Bir insanı gerçekten baba yapan şey nedir?
Kan bağı mı?
Soyadı mı?
Yoksa bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunabilmek mi?
Toplum olarak babalığı çoğu zaman biyolojik bir kimliğe indirgedik. Oysa hayat bana bunun çok ötesinde bir gerçeği gösterdi.
Babalık, bir çocuğun dünyaya gelmesine vesile olmak değil, o çocuğun hayatında güven duygusuna dönüşebilmektir.
Babalık yalnızca eve ekmek getirmek değildir. Çocuğunun gözlerinin içine bakıp "Ben yanındayım" diyebilmektir.
Korktuğunda sığınacağı liman, düştüğünde tutunacağı el, başarısız olduğunda onu yeniden ayağa kaldıracak cesaret olabilmektir.
Çocuklar büyüdüklerinde babalarının kaç para kazandığını hatırlamazlar.
Kaç odalı evde yaşadıklarını da...
Ancak kendilerini değerli hissettirip hissettirmediğini asla unutmazlar.
Çünkü çocukların hafızasında rakamlar değil, duygular kalır.
Yıllar boyunca dinlediğim hayat hikâyelerinde birbirinden çok farklı babalarla karşılaştım.
Evladının geleceği için kendi........
