menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖZE DÖNÜŞ: ANADOLU İRFANI

29 0
23.06.2026

Geçtiğimiz günlerde YouTube'da bir sosyal deney videosu izledim. Deney oldukça basitti. Yardıma muhtaç gibi görünen bir kişi, yoldan geçen insanlardan destek istiyordu. Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde yapılan çekimlerde insanların büyük bir kısmı ya başını çeviriyor ya da hızla uzaklaşıyordu. Kimileri duymamış gibi davranıyor, kimileri ise tiksinerek, soğuk ve mesafeli bir tavır sergiliyordu.

Aynı deney Anadolu'nun farklı şehirlerinde yapıldığında ise bambaşka manzaralar ortaya çıkıyordu. Yardım isteyen kişiye yaklaşanlar, hâlini hatırını soranlar, belki kendisi de ihtiyaç sahibi olmasına rağmen cebindeki son parayı uzatanlar, evine davet edenler vardı. Bu insanlar zengin değildi; ama gönülleri zengindi.

İşte ben buna Anadolu irfanı diyorum.

Anadolu irfanı; sadece bilgi sahibi olmak değildir. İnsana insan olduğu için değer vermektir. Kapıya gelen misafiri baş tacı etmek, açın hâlinden anlamak, düşenin elinden tutmaktır. Bir lokmayı paylaşabilmek, komşusunun derdiyle dertlenebilmektir.

Bu topraklar, Yunus Emre'nin "Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü" anlayışıyla yoğrulmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Mevlânâ'nın, Ahî Evran'ın ve daha nice gönül erinin bıraktığı miras, Anadolu insanının mayasına işlemiştir. Bu yüzden Anadolu'da yardımlaşma vicdanın doğal bir sesidir.

Ne var ki son zamanlarda modern hayatın hızlı akışı, bireyselleşme ve teknoloji merkezli yaşam tarzı bizi birbirimizden uzaklaştırmaya başladı. Aynı apartmanda yıllarca yaşayıp komşusunu tanımayan insanlar çoğaldı. Selamın, sohbetin ve paylaşmanın yerini ekranlar aldı. Asıl tehlike ise hayatın değişmesi değil; bizi ayakta tutan değerlerin zayıflamasıdır.

Bugün dünya, maddi olarak zenginleşirken........

© Günışığı Gazetesi