SANATA ADANAN BİR ÖMÜR
Yıllar önceydi; Elazığ musikisinin usta isimlerinden Emekli Albay Sayın Lokman Tasalı tıka basa dolu bir salonun sahnesinde, grand tuvalet, kruvaze yakalı ceketinin önü ilikli, elinde mikrofon, asker bakışlarıyla koca salonu tarıyordu.
En ön koltuklarda memleket-i ekabirden şahsiyetler vardı.
Birçoğu şehir yöneticisi ama şehrin yerlisi değildi.
Vali, Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve bir kaç daire müdüründen mütevellit protokol takımı Sayın Lokman Tasalı’yı göz uçlarıyla süzüyor Sayın Tasalı’nın icra edeceği bir müstezat veya bir hoyratı dinlemek için sabırsızlanıyorlardı.
Musiki ustamızın sahneye veya kürsüye çıktığında değişmez bir özelliği vardı; türkülerini icra etmeden önce mutlak suretle bu aziz diyarlardan bahseder, bu kentin insanlarına özgü edep ve adaplardan bahsederdi.
O gün de komutanlığı döneminde yaşadığı bir darb-ı meselden bahsediyor kışlaya yeni gelen bir askerle ilk tanışma anını anlatırken adeta o anı tekrar yaşıyordu…
“Genç civan bir delikanlı geldi. Her yıl binlercesini eğitip orduda istihdam ettiğimiz gençlerden farklı bir enerjisi vardı.
Güleç yüzlü, duruşu vakur, davranışları oldukça nahif, konuşurken dudaklarının arasından çıkanlar sanki sözcükler değil de kadim bir kültüre sahip bir şehrin edep halleri........
