VEKİLSİZ MİLLET
Kelime anlamı itibariyle Vekil: Vekalet eden, yani bir iş, bir konu veya bir durum karşısında başkası adına yetki sahibi olan, onun adına bir iş yapan veya onun adına karar verip, imza yetkisine sahip olan kişi demektir. Bu kelime ve yetki alanı daha çok siyaset ile hukuki işlerde karşımıza çıkar. Günlük hayatta da farklı alanlarda resmi olmasa da sözlü şekilde vekalet verilen işler ve konular da mevcuttur.
Bizi ilgilendiren asıl kısım resmi ve bağlayıcı olan yönü. Resmi yönünün önemli oluşu, kanunen yaptırım gücünün olmasından kaynaklı. Günlük hayatımızda yaşamın her alanını kapsayan ve ilgilendiren kısmı da işin resmi olan tarafıdır. Malum; tüm kararların alındığı, yasalaştığı ve uygulamaya konulduğu merci Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclisi oluşturan ve tüm işlerin oraya getirilip karara bağlanmasını sağlayan da milletin yetki verdiği vekillerdir. Yani milletin kendi adına orada bulunan milletvekilleri. Burada esas olan şey, milletin talepleri ve öncelikleridir.
Yani bir milletvekili; kendi seçim bölgesi başta olmak üzere, ülkenin tüm vatandaşlarının talep ve isteklerini dinlemek, meclise taşımak ve onların bu talepleri doğrultusunda hareket etmek zorundadır. Bu görev tanımı ve sorumluluğu millet tarafından vekile verilmiş, kanunla yasaya bağlanmış ve edilen yeminle birlikte vekilin bu doğrultuda hareket etmesi karara bağlanmıştır. Vekil bunun için vardır ve bunun için maaş almaktadır. Peki ülkemizde durum böyle mi? Gelin hep birlikte gerçek fotoğrafa bir göz atalım. Siz hiç normal şartlarda vekalet verilen birinin vekaleti kötü şekilde kullandığını veya vekaleti verenin rızası dışında hareket ettiğini gördünüz mü? Veya vekil olarak atanmışın vekaleti verenden daha üstün haklara sahip olduğunu gördünüz mü? Vekillik; kendisine verilen yetki kadar büyüktür. Sınır ve sorumlulukları vekalet şartları ile........
